Sosyal medya paylaşımları

27 Aralık 2005

Bağdat Müzesi'nin Yağmalanması -2003

Yayın bilgileri:
Koç, S., B. Dinçer, 2003
“Tarihi Olmayanlar, Tarihi Yağmalar”, Aydınlık 822: 50-51.
(Buraya alınan yazı B. Dinçer'in yazdığı bölümlerdir.)

Bağdat Müzesi Yağmalandı
Berkay Dinçer
Irak topraklarından çıkmış, 170 bin tarihi eserin bulunduğu Bağdat’taki Irak Ulusal Müzesi yağmalandı. Amerika’nın saldırısı sonucunda insanlığın binlerce yıllık ortak kültürel ve tarihi mirası da ya yok oldu, ya da çalındı.

Bağdat Müzesi tüm Mezopotamya kültürlerinin; Asur’un, Bâbil’in, Sümer’in en önemli eserlerinin yer aldığı, depolandığı, dünyadaki en zengin müzelerden biriydi. Eski Ninova kenti ve Bâbil’den kalma eserler, Sümerlere ait heykeller, tabletler, Ur ve Akad kral mezarlarından çıkanher şey, Asur rölyefleri ve 5 bin yıllık çivi yazısı tabletler. Bu tabletler arasında da ilk yazılı kanun metni sayılan Hammurabi kanunlarının bir parçası...

İLKLERİN DOĞDUĞU TOPRAKLAR
Mezopotamya, uygarlığın bütün ilklerinin yaşandığı yer. İlk kent, ilk yazı, ilk devlet... İlk yerleşimci köy topluluklarından beri Irak ve Yakındoğu’da olan gelişmeler günümüz toplumlarının yaşam biçimini belirlemektedir. Bir anlamda, günümüz uygarlıklarının temelleri, aralarında Irak’ın da bulunduğu Yakındoğu ülkelerinde atılmıştır. Hatta dinlerin kökeni bu topraklarda yaşamış Sümerler’dedir. Dünyanın ilk üniversitesi Bağdat’taydı; ilk tapınak, ilk peygamber, ilk tanrı, ilk kütüphane... Daha da önemlisi yazı bu topraklarda ortaya çıktı ve tarih çağları yazıyla başladı...

“Bir ülkenin kimliği, tarihteki değerleri ile uygarlıklarına bağlıdır. Eğer bir ülkenin uygarlığı bizim burada olduğu gibi yağmalanırsa, tarih sona ermiş demektir. Lütfen Başan Bush’a söyleyiniz: Irak halkına özgürlük getireceğini söylemişti. Ancak, bu durum özgürlük değil, insanlığı aşağılayıp yok etmektir”. Irak yetkilisi, Abdül Ridhar Muhammed’in Amerika’ya tepkisi böyle oldu.


Irak Ulusal Müzesi’nin güvenlik görevlisi Muhsin Kadim: “Askerler kente girdiklerinde ‘gelin burayı koruyun’ dedim. Aldırmadılar. Ertesi gün de yağma başladı.”

Müze Müdürü Nabhal Amin de, “Milyonlarca dolar değerinde binlerce yıllık tarih yok edildi. Biz bombaya karşı önlem almıştık, yağmaya değil. Kapıya iki asker, bir tank dikilseydi böyle olmazdı. Bu yağmanın sorumlusu hiç kuşkusuz ABD’dir” diyerek feryat ediyordu.

RUMSFELD: "YAĞMA, ÖZGÜRLÜKTÜR"
Bağdat’ta yağma sürerken Colin Powell, bir açıklama yaparak “onarırız” dedi. Donald Rumsfeld ise pervasızca yağmalamanın özgürlük olduğunu söylüyordu: “Özgür insanlar suç işlemekte özgürdür. Şimdi Irak’ta savaşla özgürlük arasında bir düzensizlik var. Zaten özgürlük düzensiz bir şeydir.” Yağma madem özgürlük, biz de gidelim Amerika’nın ‘hırsızlık müzesi’ Metropolitan Müzesi’ni yağmalayalım!

Amerika’nın ilk yağması bu değil şüphesiz. 1991 Körfez Savaşı sırasında da pek çok höyük, üzerinde Irak’a ait uçaksavarlar bulunduğu gerekçesiyle bombalamıştı.

The Art Newspaper’da çıkan bir makalede de Amerikalı bir yazar şunları söylüyor: Amerika hiç çekinmeden Ur zigguratlarını 1991’de vurdu. Hiç bir şey denetlenemiyor. Amerika ve İngiltere UNESCO’nun denetimlerini engelliyor”... Arkeolog Prof. Dr. Hayat Erkanal bu savaşta da pek çok höyüğün ve tarihi eserin Amerikalılarca bombalanmış olabileceğini, bu eserlerin akıbetinin de meçhul olduğunu belirtiyor.

Körfez Savaşı’ndan sonra Irak’tan kaçırılan eserler, İngiltere ve Amerika’daki müzayedelerde satılmıştı. 19. yüzyılda Avrupa ve Amerika’da kurulmuş pek çok müze de, yoksul ülkelerden savaşlarda çalınan eserlerle doldurulmuştu. Örneğin Napolyon, Mısır seferi sırasında onlarca sandık tarihi eseri Paris’teki Louvre Müzesi’ne götürmek için gemiye yüklemişti. Ancak daha sonra bu eserler İngilizler’in eline geçti ve ünlü Brithish Museum’u doldurdu. Emperyalist güçler, kendi tarihlerini oluşturmak için ezilen ülkelerin tarihlerini çaldılar.

Interpol Afişi
Interpol'ün Irak'tan çalınan eserler için Nisan 2003'te bastırdığı afiş.

MUSUL VE TİKRİT’TEKİ MÜZELER DE YAĞMALANDI
Bağdat’taki Irak Ulusal Müzesi’yle birlikte Musul ve Tikrit’teki müzeler de yağmalandı. Pek çok batılı gözlemci Irak halkının yoksul olmasından dolayı böyle bir yola başvurduğunu açıkladı. Ancak, tarihi eserler karın doyurmazlar, dolayısıyla müzelerin yağmalanmasının açlıkla, yoksullukla pek ilgisi yoktur. Müzeleri yağmalayan Iraklılar, bu eserleri satabileceklerini, buna göz yuman Amerikan askerleri de bu eserleri, bir şekilde alabileceklerini düşünmektedirler.

İngiltere ve Amerika, 1954’te Hollanda’nın Lahey kentinde imzalanan “Silahlı Çatışmalarda Kültürel Mirasın Korunması” konvansiyonuna katılmadığı için, Irak’ı işgalleri sırasında kültürel mirasın zarar görmesinden uluslararası düzlemde hiçbir şekilde sorumlu sayılmıyorlar. Aslında İngiltere ve Amerika’nın bu konvansiyona katılmamasının nedeni Sovyetler Birliği’ne karşı nükleer silah kullanmaları durumunda kültürel mirasa da zarar vermeleri yüzünden suçlu duruma düşmelerini engellemekti.

Tarihi eserler, kaçak kazılarla ya da hırsızlıkla elde edilir ve bunu yapmanın tek amacı, bu eserleri yurtdışında satabilmektedir. Bu eserlerin en büyük alıcıları, Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşayan koleksiyonerlerdir. 1815 yılında düzenlenen Viyana Kongre’sinden sonra, başka ülkelerden tarihi eserlerin devletler eliyle kaçırılması önemli ölçüde azaldı ve bu kongreden sonra, elinde başka ülkelere ait tarihi eser bulunduran devletler bunları eserlerin çıkarıldığı ülkelere iade ettiler.

Günümüzde, tarihi eser kaçakçılığı artık devletler eliyle yapılmasa da, devletler, Amerikalılar’ın Bağdat’taki yağmaya göz yumduğu gibi, çok zaman kaçakçılığa da, yağmaya da, hırsızlığa da –kendi ülkelerinde olmaması şartıyla- göz yumuyorlar. Çünkü tarihi eser kaçakçılığı yapan koleksiyonerler, ekonomik olarak oldukça güçlüler ve hükümetleri etkileyebiliyorlar. Amerika ve İngiltere de Irak’ta kürtürel mirasın yağmalanmasına kendi ülkelerindeki koleksiyonerleri memnun etmek adına göz yumuyorlar. Uluslararası yasalar sayesinde, müzeler başka ülkelerden yasadışı yollarla kaçırılan ürünleri almıyorlar. Ancak koleksiyonerler, her yoldan çeşitli eserlere sahip olabiliyor ve kaçakçılığın temel nedeni de koleksiyonerlerin varlığı...

BİRKAÇ ÇAPULCU YOK, PLAN VAR
Irak Ulusal Müzesi’nin yağmalanması da bu yağmanın, işgalciler tarafından onaylandığını gösteriyor. Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu da bu yağmanın birkaç çapulcunun işinden çok, bilinçlice yapılmış bir planın sonucu olduğunu söylüyor. Yağmalama sırasında pek çok eser tahrip edildi. Bu tür bir tahribatın Irak halkının Saddam rejimine olan öfkesinin bir sonucu olduğunu söylüyor Amerikalılar. Oysa gerçek tam olarak böyle değil. Yağma sırasında pek çok eser kırılarak tahrip edildi ve en önemlisi de müze envanterleri yok edildi. İçinde el yazması eski eserler bulunan kütüphane yakıldı. Envanterlerin tahribi, Irak hükümetinin ve uluslararası kuruluşların yağmalanan eserleri takip etmesini zorlaştırmak için hazırlanmış bir iyi bir plan. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de soyulan yalıların yakılmış olması da bu tür kanıtları yok etmeye yönelik bir hareketti.
HATIRA ALMAK YASAK, MÜZE YAĞMALAMAK SERBEST
Irak’ta müzeler yağmalanırken Amerikan komutanlığı, askerlerin Irak’tan hatıra olarak herhangi bir şey almasını yasakladığını açıklıyor. Bu göstermelik karar, ABD askerlerinin yağmalardan uzak durduğunun kanıtlanması için çıkarılmışa benziyor. Bu karar alındıktan sonra, pek çok Amerikan askeri, Irak’lılardan çaldığı silahları, Saddam posterlerini ve bıçak gibi küçük eşyaları komutanlığa teslim ediyor. Açıklama yapan bir Amerikalı asker, yağmaladığı palaskalardan iyi para kazanabileceğini ancak, onları Amerika’ya götüremeyeceği için üzgün olduğunu söylüyor.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Irak'ta yapılanlar barbarlığın da ötesinde bunları yapanları ancak Türk-İslam alimlerin adlandırdığı gayrimeşru varlıklar sıfatı ifade edebilir.
Dünyaya egemen olan bu gayrimeşru varlıkların hakimiyetine son vermek için bütün islam alemi ve zulmme karşı olan devletler birleşmelidir.