Sosyal medya paylaşımları

01 Haziran 2008

Modern İnsanın (Homo sapiens) evrimi

Bizim türümüz olan Homo sapiens sapiens ise, bir görüşe göre, Afrika'da ortaya çıkmıştır, bir başka görüşe göre ise, Eski Dünya'da evrimleşmiştir. Günümüzde yapılan DNA çalışmaları, bu türün 140-100 bin yıl önceleri Afrika dışına yayıldığına işaret etmektedir. Bu da Neandertaller'in Homo sapiens sapiens'in atası olup olmadığıyla ilgili bir yorum olarak kabul edilebilir. Ancak, bizim türümüzün belirgin kültürel ürünlerinin ortaya çıkması, arkeolojik kayıtlarda yaklaşık 40 bin yıl önce görülmeye başlanmıştır.

Modern insanın, kendinden önceki türlere göre belirgin olarak farklı bedensel özelliklerinin bir tanımını yaparsak, bizim türümüzün, uzun kemiklerinin narin bir yapıda olması, artkafa kemiğinin çıkık olmaması, daha önceki insan türlerinde belirgin olan kaş kemerlerinin belirsiz olması, güçlü ense ve boyun kaslarının bulunmaması, yüzün öne çıkık olmaması, dişlerinin küçük olması ve çene çıkıntısının olması olduğunu ifade edebiliriz. Bu narin yapının, biyo-kültürel evrim boyunca, aletlerin kullanılmasının bir sonucu olduğu düşünülebilir. Aletlerin bedensel güç gerektiren işlerde daha fazla kullanılması, insanın bedeninin de narinleşmesine yol açmış olabilir.


Kültürel anlamda, kemik, boynuz, deniz kabuğu gibi organik malzemelerin maddesel kültür ürünleri arasında çoğalmış oluşuna, kültürler arasındaki farklılıkların artmasına, Avrupa'da mağara sanatı denilen türde ürünlerin verilmiş olmasına değinmemiz gerekir. Konuyla ilgilenen bazı antropolog ve arkeologlar, bizim türümüzün ortaya çıkışıyla birlikte bir kültürel patlamadan söz ederler. Ancak, geçmişteki temellerden bağımsız olarak bu tür bir patlamanın birden bire ortaya çıkması pek mümkün değildir. Zamanda geriye gidildikçe maddesel kültür ürünlerine yönelik kanıtların azalması günümüze daha yakın bir zamanda yaşamaya başlamış bizim türümüzle ilgili patlama spekülasyonlarının artmasına yol açıyor olabilir. Bizim türümüzün en büyük başarılarından bir tanesi, ilk defa Eski Dünya'nın dışına, Amerika ve Avustralya kıtalarına da ulaşabilmiş olmasıdır.

Yaklaşık 10-12 binyıl önceleri, iklimin değişmesiyle, jeolojik olarak Pleistosen'den bugün de içinde bulunduğumuz Holosen dönemine geçilmesiyle, özellikle Yakındoğu'da çevresel olarak başlayan büyük bir değişim bugünkü kültürümüzün temellerini attı. Arkeolojik olarak Neolitik Çağ olarak adlandırılan bu dönemde, insan tarım ve hayvancılık yapmayı öğrendi ve pek çok yerde yerleşik yaşama geçildi. İnsan evrimiyle karşılaştırıldığında çok kısa süren bu zaman diliminde, madencilik, tekerlek, yazı bulundu; şehirler, devletler kuruldu. Besin üreten yerleşik toplumlar, Sanayi Devrimi'ne kadar yaşam tarzlarını az çok değiştirerek fakat yaklaşık olarak hep aynı şekilde yaşamaya devam ettiler. Sanayi Devrimi ise insan evriminde, bunu bir tiyatro oyunu gibi düşünürsek, deyim yerindeyse üçüncü bir perdeyi açtı. Geçtiğimiz yüzyılda, macerasına esasen bir yırtıcı olmamasına rağmen Afrika'da pek çok yırtıcı hayvan arasından sıyrılarak iki-üç milyon yıl önce başlayan insan, uzaya çıktı, parçalanmaz denen atomu parçaladı, ve bundan çok daha uzun olabilecek bir başka yazının konusu olabilecek bir sürü keşif yaptı.

Tüm bu gelişmeler sonucunda, insan "şimdilik" başarılı bir tür olarak yaşamaya devam ediyor diyebiliriz. Ancak, doğanın baskılarını eskisi kadar üstümüzde hissetmeyebiliyor olsak bile, doğanın bugün bile yaşamamızda belirleyici bir güç olduğunu inkâr edemeyiz. İnsan, günümüzde doğayı değiştirebiliyor; çevre kirlenmesiyle, nesli tükenen hayvanlarla bunu somut olarak algılayabiliyoruz. Doğa bu değişimlere daha ne kadar dayanabilir bilemiyoruz. Öğrendiğimizde insan evrimi yeni bir aşamaya geçmiş de olabilir. Evrim geçmişte olmuş bitmiş bir olaydan çok bugün de devam eden bir süreçtir. Ancak aletin insanı değiştirmesi, doğanın insanı değiştirmesinin önüne geçmiş gibi görünmektedir: biyo-kültürel evrimin, kültürel yönü günümüzde daha ağır basıyormuş gibi. Dinozorların 100 milyon yıl kadar yaşamış olduklarını düşündüğümüzde, en çok 5-6 milyon yıllık evrim tarihiyle insanın, dünya için hâlâ yeni bir hayvan olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
*Kullanılan görsel Wikipedia'dan alınmıştır.

Bu makalenin bütün bölümleri

Hiç yorum yok: