Dülük Paleolitik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dülük Paleolitik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2010

Dülük (Gaziantep) Paleolitik Çağ Buluntuları [Yüksek Lisans Tezi]

Dikkat: Bu yazının bütün bölümleri henüz eklenmedi. 


GİRİŞ

1. YÖNTEM: TAŞ ALET YAPIMIYLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

1.1. Taş alet yapım teknik ve yöntemleri
1.1.1. Vurgaç çeşitleri
1.1.2. Taş alet üretim teknikleri
1.1.3. Yongalama yöntemleri
1.1.4. Yongalama, biçimlendirme ve débitage

1.2. Yongaların temel özellikleri
1.2.1. Yonganın unsurları
1.2.2. Yonganın bölümleri
1.2.3. Yongaların kırılma biçimleri

1.3. Düzelti

2. ANADOLU VE ÇEVRESİNDE ALT VE ORTA PALEOLİTİK DÖNEMLER

5.3.1. [Dülük] Yonga ve Yonga Aletlerle İlgili Genel Değerlendirme: Çıkarımlar

5.3. Yonga ve Yonga Aletlerle İlgili Genel Değerlendirme
5.3.1. Çıkarımlar

Dülük buluntularına genel olarak bakıldığında, 378 buluntunun çıkarımlar açısından değerlendirilebileceği ortaya çıkmaktadır. Yongalar ve yonga aletlerin, dış yüzlerinde daha çok paralel çıkarımların mevcut olduğu görülmektedir.  Buluntuların %36'sında paralel çıkarım (137 adet), %14'ünün tek kenardan (yanal) (53 adet), %14'ünün birbirine dik (orthogonal) (52 adet) çıkarımlar bulunmaktadır (Tablo 7, Şekil 31).


İki buluntuda, yonga çıkarımı gerçekleştirildikten sonra bu yonganın dış yüzeyinin çekirdek olarak kullanıldığına dair içler bulunmaktadır. Bunlarda aynı zamanda diğer çıkarım izleri de mevcut olduğundan, bunlar bulunan çıkarım izlerine göre tablolara yansıtılmıştır.
 
Bu tezin bütün bölümleri

5.3.2. Dülük buluntularında korteks dağılımı

5.3.2. Korteks
Çıkarımlar açısından değerlendirilen 378 buluntu korteks açısından değerlendirildiğinde, 131 yonga alette ve 11 yongada korteksin bulunmadığı görülmektedir. 236 buluntuda korteks bulunmaktadır.

236 buluntudaki korteks oranlarına bakılırsa, 125 buluntuda (yaklaşık %53), korteksin yüzeyin %25'ine kadar bir oranda olduğu görülür. Bunu 44 buluntuyla %26'dan %50'ye kadar olan korteks oranı izler. %51-75 arasındaki korteksli buluntular 28 adettir (yaklaşık %12). %76-90 arasındaki korteksli buluntular 17 adettir (%7). %91'den daha fazla kortekse sahip buluntuların sayısı 22'dir. Korteks oranı arttıkça, buluntu sayısı genel olarak azalır. Ancak, tamama yakın korteks içeren buluntular bu genel eğilimi hafifçe bozar; tamamına yakın korteksli buluntular, %76'dan %90'a kadar korteksli buluntulardan biraz daha fazladır.

Korteksli buluntularda korteksin bulunduğu alanlara bakıldığında, 236 buluntuda, distal, proksimal, sağ ve sol kenarlar olmak üzere toplam 944 (236x4=944) alan bulunur. Korteks toplam 372 alanda bulunmaktadır. Bunların 116'sı distal alanlardır. Bunu 100 sol kenar izler. Sağ kenarda korteks bulunma sayısı 87'dir. Proksimalde korteks bulunma sayısı 69'dur. Distalde ve proksimalde korteks bulunma oranlarının farklılığının yüksek olmasının temel nedeni, çıkarımların çoğunun paralel olmasından kaynaklanmaktadır. Sağ ve sol kenarlar arasındaki farklılık ise belirli bir sonuç elde etmek için yeteri kadar fazla değildir.

Bu tezin bütün bölümleri

5.3.3. Dülük yongalarında topuk/platform biçimleri

5.3.3. Topuklar

378 adet olan yonga ve yonga alet taşımalıkları içinden 136'sının topuğu kırık, 10 tanesinin ise topuk özellikleri belirsizdir. Kalan 232 buluntunun 168'inin topuğu düzdür (yaklaşık %72). Bunu 29 adetle korteksli topuklar izler (%12.5). Façetalı topuk 19 örnekte görülmüştür (%8). V açılı topuk dokuz, noktasal topuk üç örnekte mevcuttur (Şekil 32).
Topuk açılarında dik açılı ve 120º'ye kadar geniş açılı topuklar baskındır. 112 topuğun açısı 120º'ye kadar geniş, 102 buluntunun topuğu dik (90º) açılıdır. Dar açılı ve 120º'den fazla geniş açılı topuklar dokuzar adettir. 
Clacton, dönemsel ve taş alet yapım gelenekleriyle ilgili bir tanım değil de, yongalarda izlenen teknolojik bir özellik olarak kabul edildiğinde ve bu, topuğun kopma yüzeyine geniş açılı olması, topuğun geniş ve vurma yumrusunun gelişmiş olmasıyla tanımlanırsa, Dülük yongalarında Clacton özelliklerinin baskın olduğunu söylemek mümkündür.
Bununla birlikte değerlendirilebilecek bir başka durum da, Dülük buluntuları içerisinde, az sayıda (dört adet) buluntuda, gözlemlenebilen vurma izleridir. Bunlar, taşların yüzeyindeki dairesel (İngilizce'de ring crack denilen) izlerdir. Bu taşlar olasılıkla "örs" olarak kullanılmıştır. Sabit vurgaca yongalanacak hammaddenin vurulması (percuteur dormant kullanımı) Clacton tekniği ile bağdaştırılabilir (Brézillon 1969: 71).  

5.3.4. Dülük'teki uzun yongalar

5.3.4. Uzun yongalar

Dülük buluntuları içinde göze çarpan bir başka husus da, "uzun yonga"ların (elongated flake) yüksek oranıdır. Günümüz terminolojisinde tipolojik olarak dilgi/uzun yonga, uzunluğu (boyu) eninin iki katı ya da daha fazlası kadar olan yonga olarak tanımlanır. Yonga ve yonga alet taşımalıklarının boy ve enlerinin birbirine oranları karşılaştırıldığında, boyu eninin iki katı ve fazlası kadar olan yonga ve yonga alet taşımalıklarının yaklaşık %17 kadar olduğu ortaya çıkmaktadır (64 adet).
Bu hesaplama yapılırken, kırık olmayan ve sadece boydan kırık olan buluntular hesaba katılmış, enden kırık olan buluntular bu sayılara dahil edilmemiştir.
Uzun yongadan yapılmış 56 aletin büyük çoğunluğu iki kenar kazıyıcıdır (34 adet). Bunu 18 adet tek kenar kazıyıcı izler. Bu durum, İstanbul koleksiyonundaki bütün alet tiplerinin dağılımıyla uyumludur. Dolayısıyla, uzun yongaların diğer yongalarla aynı tercihler için kullanılmış olduğu düşünülebilir.
Uzun yongalar içinde korteksli olanların sayısı 45'tir (%83). Bu durum, uzun yongaların daha çok çekirdeğin ilk biçimlendirilme aşamasında elde edilmiş olduğunu göstermektedir.
2010 arazi gözlemlerinde karşılaşılan çekirdekler, uzun yongaların üretimiyle ilgili, İstanbul koleksiyonunda bulunmayan verilerin elde edilmesini sağlamıştır. Arazi gözlemlerinin sınırlı olabileceği ve genellemeler yapmak için daha geniş bir analize ihtiyaç duyulduğunun ayrıca belirtilmesi gerekir. Fakat genel bir üretim yöntemi ortaya konmak istenirse, şimdilik bu gözlemler kullanılabilir. Buna göre, oval ya da dörtgene yakın biçimli iri çakmaktaşı yumrularında, kenarlardan bir tanesi kırılarak bir vurma düzlemi hazırlanır. Daha sonra, bu vurma düzleminden uzun yongalar genellikle çekirdeğin sadece bir ya da birbirine bitişik iki kenarı kullanılarak çıkarılır.
Uzun yongaların üretiminde, levallois yöntemi kullanılmamıştır. 

Sonuçlar: Dülük Paleolitiği

Elde edilen sonuçlar açıklanmadan önce, gerçekleştirilen çalışmanın bazı eksikliklerinin olduğundan kısaca da olsa söz edilmesi gerekmektedir. Dülük'le ilgili edinilen bilgilerin gelecekte geliştirilmesi ve sağlamlaştırılabilmesi için, bu hususların burada verilmesi uygun olacaktır.
Her ne kadar, veritabanı değişik kategorilerin eklenip çıkarılmasına elverişli bir şekilde yapılmış olsa da, buluntuların, örneğin bir tipoloji listesine (en uygun olarak örneğin Bordes tipoloji listesine) göre tanımları bu veritabanında yer almamıştır. Veritabanı daha çok teknolojik bilgilerin girilmesinde kullanılmıştır. Aletler için, bir eksilme (reduction) endeksi oluşturulamamıştır. İki yüzeylilerin yongalanmış kenarlarının kenarların ne kadarı oranında olduğu ölçülmemiştir. Çekirdekler için de, çıkarım boyları ve kırılma biçimleri incelenmemiştir. Bunların temel nedeni, karşılaştırma yapılacak diğer buluntu yerleriyle ilgili yayınlarda bu tür verilere rastlanmamış olması ve dolayısıyla bu verilerin kullanılamayacak olduğunun düşünülmesidir.
Bu çalışmanın bir başka ve belki de en önemli eksiği de, Ankara Üniversitesi ve Gaziantep Müzesi gibi değişik yerlerdeki Dülük buluntularının bu çalışmaya kısıtlı zaman ve benzeri imkânsızlıklar yüzünden katılamamış olmasıdır. Buna benzer bir başka durum da, İstanbul Üniversitesi'nin koleksiyonunda, Dülük yakın çevresinden başka Paleolitik buluntuların da olduğunun bilinmesine rağmen, bunların incelenememiş ve karşılaştırılamamış olmasıdır. Her ne kadar, bu çalışmanın kapsamında belirlenen konuyla ilgili analizler tam olarak yapılmış olsa da, bu kapsamın gelecekte genişletilerek sözü edilen konuları da içermesi, bilimsel anlamda daha verimli olacaktır.

Dülük Paleolitik Buluntuları için Kaynakça

Alçiçek M.C., N. Kazancı, Ş. Şen, J. Kappelman, M. Özkul, 2006    "Türkiye’deki en eski hominin buluntusu", 59. Türkiye Jeoloji Kurultayı, Bildiri Özleri Kitabı, Ankara, ss. 468.

Akazawa, T., 1974    "The Palaeolithic assemblages from the Douara Cave Site", The Palaeolithic
Site at Douara Cave in Syria II, Bulletin 6, H. Suzuki and F. Takai (eds.), University Museum, University of Tokyo, ss. 1-167.

Akazawa, T., S. Muhesen, Y. Dodo, O. Kondo, M. Yoneda, C. Griggo, H. Ishida, 2004    "Neanderthal burials: Excavations of the Dederiyeh Cave, Syria", From the River to the Sea, O. Aurenche, M. Le Meère, P. Sanlaville (eds.), BAR International Series, Oxford, ss. 241-270.

Algaze, G., M. Rosenberg, 1991    "The Tigris-Euphrates Archaeological Reconnaissance Project, 1989", XIII. Araştırma Sonuçları, ss. 137-161.

Arsebük, G., 1993    "Yarımburgaz, A Lower Paleolithic Cave Site Near Istanbul", M. Frangipane,
Between the Rivers and Over the Mountains (Archaeologica Anatolica et Mesopotamica Alba Palmieri Dedicata), H. Hauptman, M. Liverani, D. Matthiac, M. Mellink (eds.), Gruppo Editoriale Internazionale, Roma, ss. 23-36.

Arsebük, G., 1995    İnsan ve Evrim, Ege Yayıncılık, İstanbul.

Arsebük, G., 1996    "Trakya'da Eski Bir Yerleşim Yeri: Yarımburgaz Mağarası Alt Paleolitik Çağ
Bulguları", Anadolu Araştırmaları XIV, ss. 33-50.