Tahribat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tahribat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Allianoi'nin Ardından

Allianoi'nin Ardından

Konuşmacı: Ahmet Yaraş

Tarih: 24 Ocak 2012, Salı
Saat: 1900

Yer: IKSV Salon, N. Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp C. 5 Şişhane, İstanbul

Rezervasyon yapılması için +90 212 3472425 (Kerem Günsoy)

Kültür varlıklarını korumanın bedeli: Sürgün

Daha önceki bir yazımızda, Habervesaire'nin bir haber videosuna dayanarak Sulukule'de yaşanan arkeolojik cinayete, İstanbul Arkeoloji Müzeleri uzmanı Şeniz Atik'in, kendisini dozerin önüne atarak direnişinden bahsetmiştik.

2 Temmuz 2010'da Hürriyet gazetesinde, Ali Dağlar imzasıyla yayınlanan yeni bir haber, Şeniz Atik'in, bu duyarlılığının devlet katında da gözlemlendiğini ortaya koydu. Türkiye'de ne zaman bir müze uzmanı, bir arkeolog, mesleğinin etik kuralları gereği arkeolojik varlıkları korumaya kalkışsa, bunun "ödül"ünü hemen bir yerler sürülmekle alıyor. Daha önce de birçok arkeolog, anayasayla da Türkiye'nin sözde koruduğu kültür varlıklarını gerçekten korumaya çalışmalarının bedelini, oradan oraya sürülmekle, mahkemelerde bu haksızlığa karşı davalar açmakla uğraşmakla ödedi.

Yarımburgaz Mağarası; Bir Tahribat Klasiği

Berkay Dinçer*
Dinçer, B., 2008
"Yarımburgaz Mağarası; Bir Tahribat Klasiği", Evrensel Gazetesi Küçük Çekmece Kent Eki, 4 Ekim 2008.


Yarımburgaz Mağarası, İstanbul'un arkeolojik açıdan en önemli buluntu yerlerinden bir tanesidir. Küçük Çekmece Gölü'nün hemen kuzeyinde bulunan Yarımburgaz, aşağı ve yukarı olmak üzere iki mağaradan oluşur. 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren önce jeologların, daha sonra da gezginlerin ilgisini çeken mağara, 20. yüzyılın sonlarında arkeologların bilimsel çalışmalarının konusu olmuştur. 21. yüzyılın başlarındaysa, mağara artık alemcilerin, uçucu madde bağımlıların mekânı hâline gelmiştir. Bu haliyle Yarımburgaz Mağaraları, Türkiye'de insan eliyle gerçekleştirilen tahribatın insanlık tarihini nasıl yok ettiğiyle ilgili en üzücü örneklerin başında gelmektedir.

Mağaranın arkeolojik önemiyle ilgili ilk bulgular 1960larda Şevket Aziz Kansu ve Kılıç Kökten'in araştırmalarıyla ortaya çıkarılmıştır.