Alt Paleolitik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alt Paleolitik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Acheul Teknolojisi: İnsanlık Tarihinin En Uzun Soluklu Yolculuğu

 


AI ile oluşturulmuş içerik.

İnsanlık tarihinin bilinen en uzun kültürel dönemi olan Acheul teknolojisi, yaklaşık 1,5 milyon yıl boyunca dünyaya hükmetmiş devasa bir teknokomplekstir. Afrika'da günümüzden yaklaşık 1,76 milyon yıl önce ortaya çıkan bu kültürel evre, kıta boyunca yayıldıktan sonra Avrasya'nın derinliklerine ulaşmıştır. Batı Avrupa ve Güney Asya'da 200 bin yıl öncesine, Doğu Asya'da ise daha geç tarihlere kadar varlığını sürdürmüştür. 1870'lerde ilk kez tanımlanmasından bu yana, tarih öncesi arkeolojinin en çok tartışılan ve üzerinde en çok araştırma yapılan konularından biri olmayı sürdürmektedir.

Bilişsel Devrim ve Teknolojik Standartlaşma

Acheul teknolojisini kendinden önceki Oldowan teknolojisinden ayıran temel özellik, homininlerin bilişsel evriminde yaşanan büyük bir sıçramadır. Bu dönemde taş alet üretimi, sadece rastgele yongalama işleminden çıkarak zihinsel şablonların taş üzerine aktarıldığı planlı bir sürece dönüşmüştür. Bu evrimin en ikonik simgesi olan "biface" (iki yüzeyli el baltası); simetri, estetik kaygı ve hacimsel kontrolün doruk noktasıdır. Büyük yongaların (LFA - Large Flake Acheulean) üretilmesi ve bunların el baltası, satır (cleaver) veya sivri uçlu araçlara (picks) dönüştürülmesi, Acheul teknolojisinin teknolojik standartlaşmasının bir kanıtıdır.

Bu Araçların Arkasındaki Zihinler

Peki, bu sofistike araçları kim üretmiştir? Araştırmacılar, Acheul teknolojisini genellikle Homo erectus ile ilişkilendirse de bu muazzam zaman dilimi boyunca Homo ergaster, Homo antecessor ve Homo heidelbergensis gibi birçok farklı hominin türünün bu teknolojiyi kullandığı veya geliştirdiği bilinmektedir. Ancak taş aletler ile hominin fosillerinin nadiren aynı bağlamda bulunması, belirli bir türü tekil "mucit" olarak atamayı zorlaştırmaktadır.

Coğrafi Dağılım ve Değişen Perspektifler

Acheul teknolojisinin coğrafi dağılımı şaşırtıcı bir çeşitlilik sunar. Avrupa'ya girişi yaklaşık 1 milyon yıl öncesine kadar gecikirken, Asya'da 800 bin yıl öncesine ait oldukça gelişmiş örneklerine rastlanır. "Movius Hattı" gibi kavramlarla tartışılan bu bölgesel farklılıklar; Acheul teknolojisinin sadece bir alet tipi değil, çevresel koşullara göre değişen esnek bir teknolojik paket olduğunu göstermektedir.

Bir Kültürün Mirası

Günümüzde Acheul teknolojisi, sadece taş aletlerden ibaret görülmemektedir. Bu kültür; ateşin kontrolü, uzmanlaşmış avcılık, standartlaşmış kasaplık teknikleri ve karmaşık sosyal yapılar gibi insanlığı moderniteye taşıyan dönüm noktalarını temsil eder. Acheul teknolojisi, tek bir fenomen değil, insanlık kültürünün kümülatif doğasının ilk ve en dayanıklı yansımasıdır.

Moncel, M.-H., Cucart-Mora, C., Arzarello, M., Ashton, N., Baena, J., Barsky, D., de la Torre, I., Galanidou, N., García-Medrano, P., Hertler, C., Herzlinger, G., Ingicco, T., Li, H., Ma, D., Mosquera, M., Ollé, A., Pappu, S., Pei, S., Tian, C., Wang, W., & Bae, C. J. (2026). What Is the Acheulean? Evolutionary Anthropology: Issues, News, and Reviews. https://doi.org/10.1002/evan.70029


Paleolitik Yüzey Araştırmalarında Rastgele Sistematik Örneklem: Batı Afyonkarahisar Örneği


Paleolitik Çağ arkeolojisi, özellikle Türkiye gibi geniş coğrafyalarda, buluntu yerlerinin tespiti ve envanterlenmesi noktasında ciddi metodolojik zorluklarla karşı karşıyadır. "Batı Afyonkarahisar Paleolitik Çağ Yüzey Araştırması", geleneksel "bulma" odaklı ve sübjektif yaklaşımlar yerine, "arama" sürecini merkeze alan rastgele sistematik örnekleme yöntemini test etmektedir. 


Çalışmanın temel motivasyonu, geniş alanların jeolojik veya jeomorfolojik ön yargılardan arınmış bir şekilde taranmasını sağlayacak, ölçeklenebilir ve standart bir veri üretim modeli geliştirmektir.

Metodolojik Çerçeve ve Uygulama



Araştırma kapsamında, UTM koordinat sistemi temel alınarak 10 km aralıklarla toplam 73 gözlem noktası belirlenmiştir. Her bir noktada, "dog-leash" ve yaygın yaya yüzey araştırması tekniklerinin sentezlendiği bir protokol uygulanmış; merkez noktadan dört ana yöne doğru 500 metrelik sistematik yürüyüşler planlanmıştır. 

Bu yaklaşım, araştırmacının araziyi seçerken bilinçli veya bilinçsizce yaptığı yönelimleri bertaraf ederek, bölgenin arkeolojik potansiyelini istatistiksel olarak daha anlamlı bir örneklem üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Arkeolojik Bulgular ve Kronoloji


Dört arazi sezonu sonunda, ulaşılan noktaların 25’inde arkeolojik materyale rastlanmış; bunların 11’inin Paleolitik Çağ’a ait olduğu saptanmıştır. Bulgular, Batı Afyonkarahisar’da Alt Paleolitik (Acheul teknolojisi) ve Orta Paleolitik (Levallois tekniği) dönemlerinin varlığını somutlaştırmaktadır. 


Çalışmanın en dikkat çekici çıktılarından biri, I10 numaralı lokasyonda gerçekleştirilen arkeometrik tarihlemedir. Kozmojenik nükleid yöntemiyle elde edilen 119.600 ± 17.900 yıl öncesine ait veri, bölge kronolojisi için referans niteliğindedir.


Yokluk Verisinin Önemi ve Yöntemsel Kısıtlar 


Yöntemin bilimsel açıdan en özgün katkısı, literatürde genellikle ihmal edilen "yokluk verisi" (absence data) üretme kapasitesidir. Sadece buluntunun olduğu yerlerin değil, olmadığı alanların da sistematik kaydı, Paleolitik insan gruplarının coğrafi dağılım stratejilerinin anlaşılması için elzemdir. 



Bununla birlikte, saha çalışması bazı pratik zorlukları da ortaya koymuştur: Belirlenen noktaların yaklaşık üçte birine (22 nokta) fiziksel ulaşım sağlanamamış ve sarp topografya nedeniyle ideal yürüyüş rotaları her noktada tam olarak uygulanamamıştır.

Sonuç 

Batı Afyonkarahisar Paleolitik Çağ Yüzey Araştırması, sistematik rastlantısallığın Türkiye gibi Paleolitik envanteri henüz tamamlanmamış ülkelerde hızlı ve kapsayıcı bir veri seti sunduğunu kanıtlamıştır. Geliştirilmeye açık yönlerine rağmen bu metodoloji, arkeolojik mirasın önyargısız bir biçimde belgelenmesi ve bölgesel ölçekli tahmin modellerinin doğrulanması için kritik bir model sunmaktadır. 


Kaynak: Dinçer, B. (2026). Rastgele Sistematik Örnekleme ile Paleolitik Buluntu Yerleri Tespit Edilebilir mi? Batı Afyonkarahisar Paleolitik Çağ Yüzey Araştırması [Can Palaeolithic Sites Be Identified with Random Systematic Sampling? The West Afyonkarahisar Palaeolithic Survey]. Turkish Journal of Archaeological Sciences, (6), 1–23. https://doi.org/10.63167/TJAS.2026.7

Alt Paleolitik Avrupa'da teknolojik ve bölgesel çeşitlilik


 MIS 11: Avrupa’da Teknolojik ve Kültürel Bir Dönüm Noktası

Deniz İzotop Aşaması 11 (MIS 11), yaklaşık 424.000 ile 374.000 yıl öncesine denk gelen, Batı Avrupa'daki insan evrimi ve davranışı için kritik bir eşik dönemi olarak kabul edilmektedir. Bu uzun ve nispeten istikrarlı buzul arası dönem, hem teknolojik yeniliklerin hem de erken Neandertallerin (anatomik özellikler olarak) ortaya çıkışına tanıklık etmiştir.

Bu dönemin en dikkat çekici yeniliklerinden biri, daha karmaşık ve standart hale getirilmiş bir yontma tekniği olan Levallois çekirdek teknolojisinin yaygınlaşmasıdır. Kaynaklar, bu teknolojinin MIS 12 buzul döneminden önce kök saldığını, bu zorlu süreci popülasyonlarla birlikte atlattığını ve MIS 11'in elverişli koşullarında kültürel olarak çeşitlendiğini göstermektedir. Araştırmacılar, taş alet toplulukları arasındaki ilişkileri ve teknolojik aktarımı anlamak için kladistik bir yaklaşım olan "üç nesne analizi" yöntemini kullanmışlardır. Bu analiz, çekirdek teknolojilerinin hiyerarşik yapısını çözmede oldukça etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır.

Çalışmanın çarpıcı sonuçlarından biri, Avrupa ölçeğinde belirgin bir kültürel endemizmin bulunmamasıdır. Alpler veya Manş Boğazı gibi coğrafi engellere rağmen, kuzey ve güney Avrupa toplulukları arasında önemli bir karışım ve etkileşim olduğu, bunun da yeniliklerin yayılmasını kolaylaştırdığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, bu dönemde ateşin kontrolü, gelişmiş avcılık stratejileri ve kemik alet üretimi gibi bilişsel gelişim belirtileri de artış göstermiştir.

Sonuç olarak MIS 11, Alt Paleolitik’ten Orta Paleolitik’e geçişin yaşandığı, insan topluluklarının yeni çevresel bölgelere adapte olduğu ve Neandertal dünyasının temellerinin atıldığı biyokültürel bir sıçrama noktasıdır.


Kaynak: Rineau, V., García-Medrano, P., Zeitoun, V., Zaragüeta, R., Ashton, N., Arzarello, M., Ollé, A., Lamotte, A., Peretto, C., & Moncel, M.-H. (2026). Technological innovations and regional diversity in Western Europe at ca. the MIS 11 threshold: a cladistic approach. Quaternary Science Advances, 21, 100314. https://doi.org/10.1016/j.qsa.2026.100314

Avrupa’nın En Eski Fil Kemiği Aleti Boxgrove’da Bulundu

AI ile oluşturulmuş içerik.

İngiltere’nin güneyindeki Boxgrove arkeolojik sahasında yaklaşık 480.000 yıl öncesine tarihlenen ve Avrupa'da türünün en eski örneği olan bir fil kemiği alet keşfetti. Bu önemli bulgu, bir filin bacak kemiğinden (kortikal kemik) kasıtlı olarak şekillendirilmiş ve çakmaktaşından yapılan el baltalarını keskinleştirmek için bir "yumuşak vurgaç" olarak kullanılmıştır. Araştırmacılar, bu aletin Avrupa'da fil kemiğinin ham madde olarak kullanıldığına dair en erken kanıt olduğunu belirtmektedir.



Mikroskobik incelemeler ve 3D taramalar, aletin yüzeyinde yoğun darbelerden kaynaklanan çukurcuklar ve kemiğin dokusuna saplanmış küçük çakmaktaşı parçaları ortaya koymuştur. Kemiğin üzerindeki yontma izleri, bu parçanın sadece rastgele bir kemik olmadığını, homininler tarafından belirli bir yere taşınmadan önce kasıtlı olarak hazırlandığını göstermektedir. Bu durum, o dönemde yaşayan insanların (muhtemelen Homo heidelbergensis?) alet çantalarını planlı bir şekilde oluşturduklarını kanıtlamaktadır.




Bu keşif, Paleolitik Çağ insanların karmaşık teknolojik yeteneklerini ve çevrelerindeki devasa memeli kaynaklarını nasıl ustalıkla kullandıklarını gözler önüne sermektedir. Fil kemiği gibi dayanıklı ve nadir bulunan materyallerin seçilmesi, Orta Pleistosen homininlerinin zorlu çevresel koşullarda hayatta kalmalarını sağlayan stratejik bir davranış biçimidir.







Kaynak: Simon A. Parfitt, Silvia M. Bello, The earliest elephant-bone tool from Europe: An unexpected raw material for precision knapping of Acheulean handaxes. Science Advances 12,eady1390 (2026). DOI:10.1126/sciadv.ady1390 https://www.science.org/doi/full/10.1126/sciadv.ady1390  

Kocasu Havzası Paleolitiği (Kuzeybatı Anadolu)

Dinçer, B., 2011
"Kocasu Havzası Paleolitiği (Kuzeybatı Anadolu)", Arkeolojide Bölgesel Çalışmalar (ODTÜ Yerleşim Arkeolojisi Bölümü Sempozyum Serisi 4), 12-13 Mayıs 2011, Ankara. 

Kocasu Havzası Paleolitiği (Kuzeybatı Anadolu)
Berkay Dinçer

Marmara'nın güneyinde yer alan Kocasu Havzası yaklaşık 27 bin kilometrekarelik bir alanı kaplar. Havzanın güneyinde Ege ve kuzeyinde Marmara bölgelerinin iklimsel ve coğrafi özellikleri mevcuttur.

Değişik coğrafi bölgeler arasındaki ve Anadolu'daki doğal rotaların üzerindeki önemli konumuna rağmen Kocasu Havzası, Paleolitik Çağ arkeolojisiyle ilgili en az bilinen bölgelerden bir tanesidir. Balıkesir ve Kütahya'da gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sonucunda Alt ve Orta Paleolitik buluntu yerleri bilinmesine rağmen bunlar ayrıntılı olarak yayınlanmamışlardır.

2008 yılından itibaren Bursa'da gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sonucunda, Belentepe'de Alt Paleolitik; Şahinkaya Mağarası, Gâvurevleri ve Görükle'de Orta Paleolitik buluntu toplulukları ortaya çıkarılmıştır.

Kütahya'daki Omartepe Sırtı, Balıkesir'deki Manyas-Kaynarca Orta Paleolitik buluntularıyla birlikte değerlendirildiklerinde Kocasu Havzası'nın özellikle Orta Paleolitik taş alet yapım gelenekleri hakında bölgesel bazı genellemelere ulaşmak mümkün olmaktadır. Havzanın yakınında yer alan Kanlıtaş Paleolitik buluntuları da buna katıldığında Kocasu Havzası Paleolitik buluntularının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.

Havzada Alt Paleolitik ikiyüzeyli alet işleyimiyle belirlenir. Orta Paleolitik buluntu yerleri, genellikle eski nehir sekilerindeki çakılların işlendiği taş alet yapım atölyelerinden bilinmektedir. Orta Paleolitik buluntular içerisinde levallois tekniği kullanılarak yapılmış olanlar oldukça az miktardadır. Buluntuların çoğunluğu açıkhava atölyelerinden bilindiği için düzeltili aletler de yüksek oranlarda görülmez. Birden fazla üretim tekniğinin gözlendiği Omartepe Sırtı ve Kanlıtaş buluntuları haricinde, işleyimin temel karakteri basit yongalar elde edilmesine yöneliktir.

Dülük (Gaziantep) Paleolitik Çağ Buluntuları [Yüksek Lisans Tezi]

Dikkat: Bu yazının bütün bölümleri henüz eklenmedi. 


GİRİŞ

1. YÖNTEM: TAŞ ALET YAPIMIYLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

1.1. Taş alet yapım teknik ve yöntemleri
1.1.1. Vurgaç çeşitleri
1.1.2. Taş alet üretim teknikleri
1.1.3. Yongalama yöntemleri
1.1.4. Yongalama, biçimlendirme ve débitage

1.2. Yongaların temel özellikleri
1.2.1. Yonganın unsurları
1.2.2. Yonganın bölümleri
1.2.3. Yongaların kırılma biçimleri

1.3. Düzelti

2. ANADOLU VE ÇEVRESİNDE ALT VE ORTA PALEOLİTİK DÖNEMLER

Yarımburgaz Mağarası Orta Pleistosen Kaydı. Bir kavşakta kültür ve biyoloji


Culture and Biology at a Crossroads. The Middle Pleistocene Record of Yarımburgaz Cave
Editörler: Howell, F. Clark - Güven Arsebük - Steven L. Kuhn - Mihriban Özbaşaran - Mary C. Stiner

Türkiye'nin en önemli Paleolitik Çağ buluntu yerlerinden olan Yarımburgaz Mağarası'yla ilgili bir monografi geçtiğimiz aylarda yayınlandı.

Kitapta Yarımburgaz Mağarası'nda 1988-1990 yıllarında gerçekleştirilen kazılarla ilgili sonuçlar bulunuyor. Jeoarkeoloji, tarihleme yöntemleri, fauna buluntuları ve taş aletlerle ilgili analizler ayrıntılı olarak yayınlanmış.

Kitap hakkında

400 s, renkli ve s/b resimler, sert kapak ciltli, İngilizce. Yayıncı: Ege Yayınları

İçindekiler

Yarımburgaz Mağarası; Bir Tahribat Klasiği

Berkay Dinçer*
Dinçer, B., 2008
"Yarımburgaz Mağarası; Bir Tahribat Klasiği", Evrensel Gazetesi Küçük Çekmece Kent Eki, 4 Ekim 2008.


Yarımburgaz Mağarası, İstanbul'un arkeolojik açıdan en önemli buluntu yerlerinden bir tanesidir. Küçük Çekmece Gölü'nün hemen kuzeyinde bulunan Yarımburgaz, aşağı ve yukarı olmak üzere iki mağaradan oluşur. 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren önce jeologların, daha sonra da gezginlerin ilgisini çeken mağara, 20. yüzyılın sonlarında arkeologların bilimsel çalışmalarının konusu olmuştur. 21. yüzyılın başlarındaysa, mağara artık alemcilerin, uçucu madde bağımlıların mekânı hâline gelmiştir. Bu haliyle Yarımburgaz Mağaraları, Türkiye'de insan eliyle gerçekleştirilen tahribatın insanlık tarihini nasıl yok ettiğiyle ilgili en üzücü örneklerin başında gelmektedir.

Mağaranın arkeolojik önemiyle ilgili ilk bulgular 1960larda Şevket Aziz Kansu ve Kılıç Kökten'in araştırmalarıyla ortaya çıkarılmıştır.

Map: Lower Paleolithic sites in Turkey

Map of known Lower Paleolithic sites in Turkey.

©Map: Berkay Dinçer

Map: Paleolithic sites in northwestern Turkey

Map of Paleolithic sites in northwestern Turkey discovered by Berkay
Dincer or research teams included him, from 2000 to 2009.
(not including other Paleolithic sites in the region)

©Map: Berkay Dinçer

Map showing:
  1. Yatak (found by B. Dinçer in year 2000, Lower Paleolithic, Tekirdag)
  2. Balıtepe (found by B. Dinçer in year 2005, Lower Paleolithic, Tekirdag)
  3. Kuşçesme (found by B. Dinçer in year 2005, Lower Paleolithic, Tekirdag)
  4. Çakmaklı (found by B. Dinçer & O. Özbudak in year 2006, Lower-Middle Paleolithic, Istanbul)
  5. Omartepe Sırtı (found by B. Dinçer in year 2006, Middle Paleolithic, Kütahya)
  6. Akçeşme (found by B. Dinçer in year 2007, Lower Paleolithic, Tekirdag)
  7. Şahinkaya Cave (found by M. Şahin & B. Dinçer in year 2007, Middle Paleolithic, Bursa)
  8. Görükle  (found by B. Dinçer in year 2008, Middle Paleolithic, Bursa)
  9. Belen Tepe (found by M. Şahin & B. Dinçer in year 2009, Lower-Middle Paleolithic,Bursa)
  10. Gavurevleri (found by M. Şahin & B. Dinçer in year 2009, Middle Paleolithic, Bursa)
  11. Manyas (found by S. Çağlar & B. Dinçer in year 2007, Middle Paleolithic, Balıkesir)


Publications about those sites:

Dinçer, B., L. Slimak,
2007, "The Paleolithic of Turkish Thrace: Synthesis and Recent Results", Turkish Academy of Sciences Archaeology Journal (TÜBA-Ar) X: 49-61. (YATAK-KUSTEPE-BALITEPE) (more publications in Turkish can be reached on this link: http://paleoberkay.atspace.com/berkaydincer.html)

Dinçer, B., 2008
"Kuzeybatı Türkiye'de Orta Paleolitik Çağ'la İlgili Yeni Keşifler", III. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu, Ankara (27-29 Ekim 2008). (AKCESME-CAKMAKLI-OMARTEPE SIRTI-GORUKLE-SAHİNKAYA CAVE)

Şahin, M., B. Dinçer, T. Zimmermann, 2009
"Neue Fundplätze des Älteren Paläolithikums bei Bursa in nordwestenanatolien (Türkei)", Archäologisches Korrespondenzblatt 39/2: 153-162. (SAHİNKAYA CAVE-GORUKLE)

Yarimburgaz Caves

Yarımburgaz Caves (lower and upper cave) near Istanbul, Turkey.

©Photo: Berkay Dinçer

Denticulates and notched tools from Yarimburgaz Cave

Stone tools from Yarımburgaz Cave (Istanbul). Notches and denticulates.

Photo taken in the First Humans of Turkey exhibit (Türkiye'nin İlk
İnsanları Sergisi).
©Photo: Berkay Dinçer

Paleolithic of Euphrates River

Lower and Middle Paleolithic stone tools from Euphrates River.
Bifaces, levallois cores and flakes/blades.

Photo taken in the First Humans of Turkey exhibit (Türkiye'nin İlk
İnsanları Sergisi).
©Photo: Berkay Dinçer

Homo erectus skull from Turkey

Homo erectus skull from Denizli-Turkey.

Photo taken in the First Humans of Turkey exhibit (Türkiye'nin İlk
İnsanları Sergisi).
©Photo: Berkay Dinçer

Bifacial hand-axe from Karain Cave

Bifacial hand-axe from Karain Cave (Antalya-Turkey).

Photo taken in the First Humans of Turkey exhibit (Türkiye'nin İlk
İnsanları Sergisi).
©Photo: Berkay Dinçer

Yarimburgaz Cave, Paleolithic excavations

Yarımburgaz Cave (Istanbul). Paleolithic excavations in the lower cave.

©Photo: Berkay Dinçer

Anadolu'da Acheuleen Kültür


Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Arkeoloji Seminerleri Dizisi:
The Acheulean Culture in Anatolia
(Anadolu'da Acheuleen Kültür)

Konuşmacı: Prof. Dr. Harun Taşkıran

Tarih: 27 Ocak 2010, Çarşamba
Saat: 17:30

Yer: Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü, Nuru Ziya S. No: 10, Beyoğlu, İstanbul.


Aşağıdaki metin, konuşmanın tanıtım posterindeki İngilizce metnin Berkay Dinçer tarafından Türkçe'ye çevrilmiş halidir:

Anadolu, Homo erectus'un Avrasya'ya yayılımında temel yollardan bir tanesindedir. Acheul kültürünün kalıntıları ve özellikle de Anadolu'nun her bölgesinde bulunan ikiyüzeyliler bu fenomenin en önemli kanıtlarıdır. Acheul kültürünün Anadolu'daki bu geniş yayılımı, Anadolu'nun tekrar değerlendirilmesi gereken Movius Hattı'nın üzerinde olduğunu göstermektedir. Son zamanlarda, Dmanisi'de (Gürcistan) bulunan ve 1.8 milyon yıla tarihlenen Homo erectus fosilleri, bir kez daha Anadolu'nun önemini göstermiştir. Levant Koridoru'ndan gelen Homo erectus, Transkafkasya'ya geçmek için Anadolu köprüsünü kullanmış olabilir. Eğer Hatay'dan Kars'a iyi korunmuş mağara buluntu yerleri bulunup kazılırsa, bu Homo erectus hareketleri ve Acheul İşleyim Geleneği'nin Batı Asya'daki dağılımı hakkında ek veriler sağlayacaktır. Bu konuşmada, genellikle açıkhava buluntu yerlerinde bulunmuş Acheul kanıtlarını özetlenecek ve bu kültürün Anadolu'daki yayılımı tartışılacaktır.

Yukarıdaki metin ve görsel malzeme, haber aktarmak amacıyla kullanılmıştır.



Alt Paleolitik, IEFA, Acheul, Paleolitik, Prehistorya, Anadolu Arkeolojisi, Pleistosen, Homo erectus, Istanbul, Ocak 2010