İhanetin Darağacında Allinoi; Dia gösterisi ve gitar dinletisi

Allianoi ile ilgili dia gösterisi ve gitar dinletisi

Ahmet Vedat Çelgin'in "İhanetin Darağacında Allianoi" adlı eserinin tanıtımı ve Allianoi için bestelenmiş şarkılardan oluşan gitar dinletisi.

Gitar ve vokal: Esra Kayıkçı

Tarih: 22 Mart 2008, Cumartesi
Saat: 16:30

Yer: Arkeopera, Yeni Çarşı C. Petek Han No: 16/A 34433 Galatasaray, İstanbul

Kariye Müzesi Mozaik ve Freskoları

Arkeoloji Konuşmaları

"Kariye Müzesi Mozaik ve Freskoları"

Konuşmacı: Doç. Dr. Engin Akyürek

Tarih: 27 Mart 2008 Perşembe
Saat: 16:00

Yer: İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü
Osman Hamdi Bey Yokuşu Sultanahmet Eminönü, İstanbul

Tel: 0 212 520 77 40-41-42
e-mail: istanbularkeoloji @ kultur.gov.tr

Map: Upper Paleolithic Art in Europe

Paleolithic Art in Europe
Thin dark blue line: coastline in the last glaciation
Thick light blue (cyan) line: limits of the main glaciations
Red tones: mural art
Green tones: portable art

This map is taken from

http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Upper_Paleolihic_Art_in_Europe.gif

No copyright: released to public domain by Wikipedia author Sugaar in
December 2006.

Kültürel Mirası Korumada Yeni Yöntem ve Uygulamalar Sempozyumu

Kültürel Mirası Korumada Yeni Yöntem ve Uygulamalar Sempozyumu

Symposium of the Preservation of Cultural Heritage; New Methods and Applications

Tarih: 20-21 Mart 2008, Perşembe-Cuma

Açılış: 20 Mart 2008, Perşembe, Saat: 10:00

Yer: Başkent Üniversitesi, Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Bağlıca Kampusu, Bağlıca 06530, Ankara

Telefon: +90 312 2341010/2049
eposta: gstmf@ baskent.edu.tr

Web sitesi: kulturmiras2008.baskent.edu.tr


Kültürel Mirası Korumada Yeni Yöntem ve Uygulamalar Sempozyumu Programı

- 20 Mart
10:00 AÇILIŞ
Akademik Başkent Quartet konseri
Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu, Güzel Sanatlar Tasrım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Mehmet Haberal
, Başkent Üniversitesi Rektörü

Oturum Başkanı: Zühal Özcan

11:00 Kültürel Mirasın Korunmasında Dünyada Kabul Gören Etik ve Standartlar, Bunların Geçerliliği, Unesco Kararları

Kapıdağı Yarımadası ve Çevresindeki Adalar Tarihi ve Arkeolojisi Üzerinde Araştırmalar / Reşit Mahzar Ertüzün

Yiğit Ozar

Kapıdağı Yarımadası ve Çevresindeki Adalar Tarihi ve Arkeolojisi Üzerinde Araştırmalar 

Reşit Mazhar Ertüzün’e yakın tarihimizin örnek yöneticilerindendir demek ya da İlhami Soysal’ın tanımıyla “Bir garip kaymakam” (Milliyet, 23.09.1987) demek bir yanılgı değildir. 1946-49 yıllarında Erdek kaymakamlığı yapan Ertüzün’ün buradaki icraatları yalnızca bir kaymakamın görevleri ile sınırlı kalmamış, bölgenin yitip gitmekte olan kültürel mirası için verdiği mücadeleyi “Kapıdağı Yarımadası ve Çevresindeki Adalar: Tarih ve Arkeolojisi Üzerinde Araştırmalar” isimli monografisi ile bilimsel bir tabana oturtmuştur.

Ertüzün, bir arkeolog olmadığı halde neden böyle bir çalışmaya girdiğini kitabının önsözünde şu satırları ile açıklıyor;
“(…) Değersiz yapılara sıva olmadan önce kurtarıp derlemeğe çalıştığım eserleri Erdek’te kurduğum açık müzeye yerleştirirken bu didinmelerime kendince acınan ve Hadrianus tapınağındaki kireç ocağını son işletenler arasında bulunan birisi ‘Günün birinde bir kaymakamın bu taşları toplamaya kalkışacağını ne bilirdim. Ocakta öyle heykeller yaktım ki çıplak kadınlar kireç olunca bile hala bana güler dururlardı’ demişti. Elinizdeki kitap işte bu sözler yüzünden yazılmıştır.
(…)
Bir tarih ve arkeoloji amatörünün içinde bulunduğumuz ihtisas çağındaki bu cür’etinin ve yanlışlıklarının ‘hiç yapmamaktansa az da olsa yapmağa uğraşmak’ gerektiği yolundaki inancımın bağışlanacağını umuyorum.
”


Kitap üzerinde Kyzikos kentinin de kurulu olduğu Kapıdağı yarımadasını, çevresindeki adalarla birlikte ele alarak bölgenin Eskiçağ'ını coğrafi bir bütünlük içinde veriyor.

Marmara denizinin güneyinde deniz yollarına hakim Kapıdağ yarımadasının anakara ile birleştiği berzahın hemen kuzeyinde kurulmuş olan Kyzikos, bu konumuyla Konstantinius’un Byzantion’u başkent yapmasına kadar bölgenin en önemli kenti olmuştur. Mö 7. yüzyılda kurulduğu düşünülen kentin ilk sakinleri bilindiği kadarıyla, Yunanistan’ın Thesallia bölgesinden gelen Dolionlar’dır. Kent, tarihi boyunca uyguladığı kıvrak politikalar sayesinde Anadolu’nun kaos dolu zamanlarından olabildiğince az zarar görmüş, bu özelliği ile Strabon’un da dikkatini çekmiştir;

Byzantinische Forschungen in Assos / Asos'te Bizans Araştırmaları

Alman Arkeoloji Enstitüsü

Byzantinische Forschungen in Assos / Asos'te Bizans Araştırmaları

Konuşmacı: Dr. Beate Böhlendorf (Çanakale/Istanbul)

Tarih: 17 Mart 2008
Saat: 16:30

Yer : Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi
Ayazpaşa Camii Sok. 46, Gümüşsuyu, İstanbul

Jeolojide Yeni Açılımlar

TÜBA Konferansı

"Jeolojide Yeni Açılımlar"

Konuşmacı: Prof. Dr. M. Namık Yalçın

Tarih: 17 Mart 2008, Pazartesi
Saat 18:30

Yer: Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) İstanbul Ofisi
İTÜ Eski Maden Fakültesi, Yabancı Diller Yüksek Okulu, Maçka-İstanbul
Tel: 0212 21916 60

Ausgrabungen in der hethitischen Hauptstadt Hattusa / Hitit Başkenti Hattuşa’da Kazı Çalışmaları

Alman Arkeoloji Enstitüsü

Ausgrabungen in der hethitischen Hauptstadt Hattusa

(Hitit Başkenti Hattuşa’da Kazı Çalışmaları)

Konuşmacı : PD Dr. Andreas Schachner, DAI Istanbul

Tarih : 13 Mart 2008, Perşembe
Saat: 18:00

Yer : Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi
Ayazpaşa Camii Sok. 46, Gümüşsuyu, İstanbul

Göl İnsanları; Evrim Sürecinden Bir Kesit / Richard Leakey-Roger Lewin

Okan Sezer


Göl İnsanları

Göl İnsanları; hayatın ve doğanın ateşleyici gücü olan evrimi ve içindeki insanın yolculuğunu bizlere sunmaktadır. Şimdilik 2.5 milyon yıla tarihlenen insan-alet ilişkisi, tabiata ''insan'' kavramını kazandırmıştır. Leakey ve Lewin bu araştırmalarında insan-alet diyalektiğini başlangıç alarak insan evriminin -bugün için geçerli olan- son durağı Homo sapiens’i ve filogenezini (soy ağacını) ''kendi dünya görüşleri'' ile mercek altına alıyorlar.

Kitabı, paleoantropolojiden yardım alarak fosil yorumu yapan bölüm ve eldeki arkeolojik verilerle birlikte ''aletin arkasındaki insan''ı sosyal boyutuyla inceleyen bölüm olarak ikiye ayırabiliriz. Birinci bölüm, Ramapithecus’un doğal seçilimin zorunlu neticesi (azalan orman kaynakları vb.) ile kuzenleri tarafından ağaçtan atılması ve ağaçtan kovulan Ramapithecus’un iki ayağı üstüne çıkması gibi insanın evrim çizgisindeki kilit noktalardan birini gerek jeolojik, gerek arkeolojik verilerle anlatması açısından önemlidir (tahmini olarak 15-16 milyon). Kolları ve elleri serbest kalan Ramapithecus maddeyle tanışma olasılıklarını da arttırmıştır. Birinci bölümün incelediği diğer sorunsallar arasında kıtalar arasındaki fosil boşlukları ve Afrika’dan çıkış sıralanabilir.

İkinci bölüm ise insanın ve de toplumların gelişim dinamiklerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Gereksinmenin aleti, aletin gereksinmeyi yaratması ve insanın varolabilmesindeki önemli etkenlerden bir tanesi olan sosyal organizasyonun zorunluluğu, "gelişim dinamikleri ne?" sorusuna ikinci bölümün verilebileceği yanıtlar arasında yer alır.

Göl İnsanları okumadaki akıcılığı sayesinde diğer örnekleriyle karşılaştırıldığında ender bulunan bir çeviridir. Leakey ve Lewin evrim olgusu üstünden tarih ile tarihsel kavramlarını ortaya koymuşlardır. Anlatımlarında tarihin her dönemi için geçerli olan sosyal gelişmenin ilkeleri görülür. Göl İnsanları bence tüm bu özelliklerinden ötürü konu ile ilgili kişilerin yapacağı okuma listelerinde ön sıralarda yer almalıdır.


NOT: Şimdiki bilimsel verilerimizle daha net bir şekilde görüyoruz ki, Ramapithecus hominid ailesinin dışında olup insan evriminde başat bir rol oynamamıştır. Hominid familyasının oluşturan türün ve de olayın artık daha geç dönemlerde olduğu bilinmektedir.


**
Kitap arkasından:
Göl İnsanları'nda insanın fiziksel, sosyal ve düşünsel evriminin bir kesiti anlatılmakta. 2,5 milyon yıl önce yaşayan atalarımızın yaygın kanının tersine barışçıl varlıklar olduklarını öne süren bu kitap, insanlığın geçmişini, bugününü ve geleceğini merak eden herkesin ilgini çekecektir.

Göl İnsanları;
Evrim Sürecinden Bir Kesit

Yazar: Richard Leakey ve Roger Lewin
Basım yılı: İlk baskı 1997
Yayım dili: Türkçe
Sayfa sayısı: 232
ISBN No: 975-403-086-3
Yayıncı: Tübitak

Gorges of the Ardeche

©Berkay Dinçer

A view from Gorges of the Ardeche (Vallon pont d'Arc).

Gorges of the Ardeche (des gorges de l'Ardéche) is one of the most
important area for the Upper Paleolithic cave art. Today it's covered
with forest, but it is known that it was more steppic at the time of
first artists in the Upper Paleolithic.

Famous Chauvet Pont d'Arc cave is located "somewhere" in this area.
Only archaeologists know its exact location.

Venus of Lespugue

©Berkay Dinçer

Venus of Lespugue

This photo is taken in the Huguenots Cave, Ardeche (France). This figurine is a reproduction.

The Venus of Lespugue is a Venus figurine, a statuette of a nude female figure from approximately 25,000 BC. It was discovered in 1922 in the Rideaux cave of Lespugue (Haute-Garonne) in the foothills of the Pyrenees. Approximately 6 inches (147 mm) tall, it is carved from tusk ivory, and was damaged during excavation.

The original Venus of Lespugue resides in France, at the Musée de L'Homme.

Venus of Brassempouy

©Berkay Dinçer

Venus of Brassempouy

This photo is taken in the "İnsanın İzlerinde" exhibition, İstanbul. This figurine is a replica.

The Venus of Brassempouy is a fragmentary ivory figurine from the Upper Palaeolithic which was discovered at Brassempouy, France in 1892. About 25,000 years old, it is one of the earliest known realistic representations of a human face.

The Venus of Brassempouy was carved from mammoth ivory. She is 3.65 cm high, 2.2 cm deep and 1.9 cm wide. Her face is triangular and seems tranquil. While forehead, nose and brows are carved in relief, the mouth is absent. A vertical crack on the right side of the face is linked to the internal structure of the ivory. On the head is a checkerboard-like pattern formed by two series of shallow incisions at right angles to each other; it has been interpreted as a wig, a hood, or simply a representation of hair.

Even though the head was discovered so early in the development of modern archaeology that its context could not be studied with all the attention it would have deserved, there is no doubt that the Venus of Brassempouy belonged to an Upper Palaeolithic material culture, the Gravettian (29,000–22,000 BP), more precisely the Middle Gravettian, with "Noailles" burins circa 26,000 to 24,000 BP.

She is more or less contemporary with the other Palaeolithic Venus figurines, such as those of Lespugue, Dolní Věstonice, Willendorf, etc. Nonetheless, she is distinguished among the group by the realistic character of the representation.

The Venus of Brassempouy is preserved in the Musée d'Archéologie Nationale at Saint-Germain-en-Laye, near Paris.

Venus of Willendorf

© Berkay Dinçer

Venus of Willendorf

This photo is taken in the "İnsanın İzlerinde" exhibition, İstanbul. This figurine is a reproduction.

Venus of Willendorf, also known as the Woman of Willendorf, is an 11.1 cm (4 3/8 inches) high statuette of a female figure. It was discovered in 1908 by archaeologist Josef Szombathy at a paleolithic site near Willendorf, a village in Lower Austria near the city of Krems. It is carved from an oolitic limestone that is not local to the area, and tinted with red ochre.

Since this figure's discovery and naming, several similar statuettes and other forms of art have been discovered. They are collectively referred to as Venus figurines, even though they pre-date the mythological figure of Venus, and are not thought to be representations of that goddess.

The Venus is not a realistic portrait but rather an idealization of the female figure. Her vulva, breasts, and swollen belly, are heavily pronounced, suggesting a strong connection to fertility. Her tiny arms are folded over her breasts. The figure has no visible face, her head being covered with circular horizontal bands of what might be rows of plaited hair, or a type of headdress.

Original Venus of Willendorf is part of the collection of the Naturhistorisches Museum in Vienna.

Lascaux animal paintings



This is a file from the Wikimedia Commons.

Lascaux animal painting

Photo by: Prof saxx
Permission
(Reusing this image)
The author permits further using of the picture for private, public or commercial purposes. The author's name has to be mentioned in a visible manner.
Source: http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Lascaux_painting.jpg

Küçük ve önemsiz? Pergamon'daki Mücevher ve Giysi Öğeleri Üzerine Düşünceler

Alman Arkeoloji Enstitüsü
Klein und unscheinbar?
Überlegungen zu Schmuck und Trachtbestandteilen aus Pergamon

Küçük ve önemsiz? Pergamon'daki Mücevher ve Giysi Öğeleri Üzerine Düşünceler

Konuşmacı: Andrea Pirson M. A. (İstanbul)

Tarih: 10 Mart 2008, Pazartesi
Saat: 16:30

Yer : Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi
Ayazpaşa Camii Sok. 46, Gümüşsuyu-Istanbul

Aizanoi Yakınlarında Yeni Keşfedilen bir Kült Yeri: Kybele Kültü Üzerine Yeni Araştırmalar

Alman Arkeoloji Enstitüsü

Ein neu entdeckter Kultplatz bei Aizanoi:
Neue Forschungen über den Kult der Kybele

(Aizanoi Yakınlarında Yeni Keşfedilen bir Kült Yeri:
Kybele Kültü Üzerine Yeni Araştırmalar)

Konuşmacı : Dr. Güler Ateş, Universität Heidelberg

Tarih : 6 Mart 2008, Perşembe
Saat : 18:00

Yer : Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi
Ayazpaşa Camii Sok. 46, Gümüşsuyu-Istanbul

Topkapı Sarayı, Harem Mimarisi

Saray Sohbetleri

"Harem Mimarisi"

Konuşmacı: Dr. Deniz Esemenli

Tarih: 11 Mart 2008 Salı
Saat: 15:00

Yer: Topkapı Sarayı Müzesi
Topkapı Sarayı Müzesi Sultanahmet, İstanbul

Yenikapı'da Metro ve Marmaray Projeleri Kapsamında Ortaya Çıkan Ahşap Gemiler


Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü konferansı

Yenikapı'da Metro ve Marmaray Projeleri Kapsamında Ortaya Çıkan Ahşap Gemiler

Konuşmacı: Prof. Dr. Sait Başaran

Tarih: 4 Mart 2008, Salı
Saat: 18:30

Yer: Pera Müzesi Oditoryumu,
Meşrutiyet C. No: 65, Tepebaşı, İstanbul

Eski Eser Yağması; Soygun, Hırsızlık, Kaçakçılık Olayları ve Bir Müze Soygunu / Ahmet Semih Tulay

Rıdvan Gölcük


Müze bekçisine gece yaptığı denetimlerden dolayı bekçi tarafından savcılığa "canıma kast edecek" diye şikayet edilen; müzenin olmayan deposuna eserleri kaldırmadığı için suçlanan; gece bekçisi uyuyup müzeyi soydurdu diye hücreye konarak beş gün plastik sandalyede tutulan bir müzeci, bir arkeolog!

Tüm bu anlatımlardan onun bir Aziz Nesin öyküsü kahramanı- ya da mağduru- olduğu sanılabilir. Oysa, Ahmet Semih Tulay müdürlüğünü yaptığı sırada gerçekleşen Milet Müzesi soygunu ve sonrasını “Eski Eser Yağması: Soygun-Hırsızlık Kaçakçılık Olayları Ve Bir Müze Soygunu” adlı eseriyle kitaplaştıran emekli bir müzeci. Tulay kitabında soygun ve sonrasını ayrıntılarıyla anlatmakla kalmayıp; “Müze Nedir?”, “Türk Müzeciliği”, “Eski Eser Kaçakçılığı”, “Türkiye’ deki Müze Soygunlarının Nedenleri”, “Müze Soygun Yöntemleri” gibi başlıklar ile sorunları ve çözümleri bütünsel bir yaklaşım ile ortaya koymayı başarıyor.

Meslektaşları, sorunsallar geçit resmi karşısında dertlenmeyi mesleğin bir parçası haline getirmiş, çözüm üretmeye yabancılaşmışken; Tulay bir aydın sorumluluğu ile önerilerini ortaya koyarak paylaştığı anıları ile toplum belleğine önemli bir katkıda bulunuyor.

Pamphylia'nın Yüce Kenti Perge: Son Araştırmalar

Pamphylia'nın Yüce Kenti Perge: Son Araştırmalar

Konuşmacı: Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu
(İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı)

Tarih: 27 Şubat 2008 Çarşamba
Saat: 18:30

Yer: Osmanlı Bankası Müzesi
Bankalar (Voyvoda) Caddesi No:11 Karaköy, İstanbul
Tel: (212) 334 22 70

Sınırlı yer olması nedeniyle rezervasyon yaptırılması gerekmektedir.
obmuze@ottomanbank.com
www.obmuze.com

Aşağıdaki içerik Osmanlı Bankası Müzesi'nin eposta listesinden alınmıştır.

Osmanlı Bankası Müzesi'nde Perge üzerine...
Osmanlı Bankası Müzesi (OBM), Voyvoda Caddesi Toplantıları kapsamında düzenlenen Obje ve Ritüel Söyleşileri'nde bu ay, Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu'nu ağırlayacak. "Pamphylia'nın Yüce Kenti Perge: Son Araştırmalar" başlıklı söyleşi, bugünkü Antalya yakınlarındaki Pamphylia bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan Perge'de yapılan ve ülkemizde klasik arkeoloji alanında Türk arkeologlarının yürüttüğü en uzun soluklu ve eski kazıyı konu alacak. 1988 yılından bu yana kazının başkanlığını üstlenen Haluk Abbasoğlu, konuşmasında son yıllardaki buluntuları ve araştırmaların sonuçları değerlendirecek.

Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu

1943 yılında doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'ni ve ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya ve Klasik Arkeoloji Bölümü'nü bitirdi. Marburg ve Heidelberg Üniversiteleri'nde burslu olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü'ndeki eğitimine devam etti. Akademik hayatına, 1970'te İstanbul Üniversitesi'nde asistan olarak başladı. Aynı yerde doktorasını tamamladıktan sonra 1983'de Doçent, 1989'da Profesör oldu. 1990-1991 yıllarında Almanya Giessen Üniversitesi'nde Misafir Profesör olarak ders verdi. Halen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı, Antalya Bölgesi Arkeoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Perge Kazısı Başkanı'dır. Ayrıca 1990-2007 yılları arasında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Antalya Bölge Kurulu üyeliği ve son yıllarda bu kurulun başkanlığını yaptı. Bunların yanı sıra Türkiye ICOMOS Milli Komitesi, T.C. Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu, Alman ve Avusturya Arkeoloji Enstitüleri Muhabir Üyesi, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Derneği Asbaşkanı ve ARIT-Türk Amerikan İlmi Araştırmaları'nda Enstitü Derneği Başkanı'dır. Bilimsel çalışmaları ve yayınlarının önemli bir kısmı Antalya bölgesi arkeolojisi ile Perge Kazı ve Onarım çalışmalarıyla ilgilidir.

Bursa'nın İlkçağ Arkeolojisine Genel Bir Bakış

Bursa'nın İlkçağ Arkeolojisine Genel Bir Bakış

Konuşmacı: Ali Altın (Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü)

Tarih: 21 Şubat 2008, Perşembe
Saat: 19:00

Yer: DOĞADER
Dogayı ve Çevreyi Koruma Derneği
Şehreküstü M. Cemal Nadir C. Koyuncuoğlu A. No: 5 BURSA

Telefon: 0224 222 96 01

Sultanahmet'te Four Seasons'ın Tarih Katliamı

Basına da yansıdığı gibi, bir süredir İstanbul'un göbeğinde bir tarih kıyımı yapılıyor. Four Seasons oteli, mevcut işletmesine birkaç oda ekletmek amacıyla, her yerinden arkeolojik açıdan çok değerli ve önemli buluntuların çıktığı Sultanahmet'in orasında apartopar bir inşaat gerçekleştirmeye çalışıyor.

Duyarlı insanlar da, bu kıyımı durdurmak için çabalıyorlar. Yok edilen tüm insanlığın ortak kültürel mirası. Siz de birkaç tıkla, bu çabaya katkıda bulunabilirsiniz. Elbette sadece imzalamak yetmez, tüm insanlığın ortak bir değeri yok edilirken daha fazla şey yapmak gerekir. Ama yine de, henüz bunu duymamış olanlar için bir bilgi olması amacıyla bu bağlantıyı paylaşmak istiyorum:
http://sultanahmet.aktivistanbul.org

Ben geçtiğimiz aylarda, Four Seasons otelinin, merkez bürosuna konuyu onaylamadığımı açıkladığım bir eposta gönderdim. Bu epostaya, konunun kendileriyle bir ilgisinin olmadığını ve Four Seasons otelinin İstanbul şubesiyle iletişim kurmam gerektiğini anlatan, basit bir baştan savma cevabı aldım. Aynı cevapta, bu büyük uluslararası oteller zincirinin önemli bir kolu olan İstanbul şubesinin eposta adresinin mevcut olmadığı da yazıyordu. 2008 yılında bir otelin eposta adresinin olmadığı, kargaların bile güleceği bir yalandır. Sadece bu mesaj bile, bu konuyla ilgili doğru söylemediklerini göstermeye yeter.

http://sultanahmet.aktivistanbul.org adresinde yürütülen imza kampanyası, 1 Nisan 2008'e kadar sürecek ve daha sonra imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulacak. Sizler de "Sultanahmet Katliamı Durdurulsun!" diyorsanız lütfen bu kampanyaya destek olun.

"Sultanahmet Katliamı Durdurulsun" İmza kampanyası Metni
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na,
Skandallar şeklinde basına yansıyan haberlere göre, İstanbul, Eminönü ilçesi, Cankurtaran semtinde, Ayasofya'nın hemen dibinde bulunan, Bizans saray yapılarının, Senato'nun, ilk üniversitemiz Dar-Ül Fünun'un, Maliye ve Efkaf Nezarethaneleri kalıntılarının, ilk Osmanlı meclisi, Meclis-Mebusan'ı n 1876 ve 1908'de toplandığı İstanbul'un 1 numaralı arkeolojik bölgesindeki inşaat ve kazı çalışmaları, çalışma yapılan yerlerin önemini örtbas etmek, adeta ulusal ve uluslar arası bilim çevrelerinden kaçırmak ve basından gizlemek suretiyle finanse eden şirketin çıkarları doğrultusunda, kamuoyu vicdanında yaralar açarak, son derece ahlaksızca yapılıyor…
Biz aşağıda imzası bulunanlar,

"Onay: KTVK 1 Nolu Bölge Kurulu Kara 23.01.2006 ayı:1527
Eminönü Belediyesi Ruhsat 27.02.2006 No:117" , yasal görüntüsü verilen "izin"leriyle, Sultanahmet' te tarihi alanda Four Seasons Oteli'ne fazladan 60 oda yaratabilmek amacıyla, Astay Gayrimenkul İnşaat Yatırım ve Turizm A. Ş.'nin, Osmanlı ve Bizans döneminden kalma tarihi kalıntıların üzerinde kazmak, çelik kazıklar çakmak ve beton dökmek suretiyle son derece kırılgan arkeolojik bir alanda, geri dönüşü mümkün olmayan mahiyette tahribata neden olan inşaatın derhal durdurulmasını ,

Bu tarihi alandaki kazıların ulusal ve uluslar arası bilim çevrelerine ve kamuoyuna açık hale getirilerek inşaat emellerinden bağımsız şekilde yapılmasını ve alanın bu araştırmaların sonuçlarına göre Açıkhava Müzesi olarak düzenlenmesini istiyoruz.


http://sultanahmet.aktivistanbul.org

Suriye Şam Bölgesinde Bir PPNB Yerleşimi : Tell Aswad ve Sıvalı Kafatasları

Prehistorya Anabilim Dalı Toplantıları

"Suriye Şam Bölgesinde Bir PPNB Yerleşimi : Tell Aswad ve Sıvalı Kafatasları"

Konuşmacı: Dr. Danielle Stordeur

Tarih: 20 Şubat 2008, Çarşamba
Saat: 14:00

Yer: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Prehistorya Anabilim Dalı Laboratuvarı, Laleli, İstanbul

Dördüncü Ulusal Speleoloji Sempozyumu

DÖRDÜNCÜ ULUSAL SPELEOLOJİ SEMPOZYUMU

21-24 Şubat 2008

http://speleolojisempozyumu.org/

Yer: ATAUM (Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi)
Cemal Gürsel Cad. A.Ü. Cebeci Yerleşkesi 06590 Cebeci- Ankara


ULUSAL SPELEOLOJİ (MAĞARA BİLİM) SEMPOZYUMU HAKKINDA

Ulusal Speleoloji Sempozyumu Türkiye'de Speleoloji alanındaki bilimsel içerikli tek organizasyondur. Birincisi 1990 yılında Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü (BÜMAK) tarafından İstanbul'da düzenlenen sempozyum; o döneme kadar Türkiye'de speleoloji ve mağaracılıkla ilgilenen gurupların ulusal anlamda ilk defa bir araya gelmesini sağlamıştır. 1994 yılında Mağara Araştırma Derneği (MAD) tarafından ikincisi düzenlenen sempozyumda, MAD ve BÜMAK'ın ortak bildirisiyle Türkiye Mağaracılar Birliği (TMB) kurulmuştur. Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübünün 1999 yılında düzenlediği III. Ulusal Speleoloji Sempozyumu'ndan sonra Türkiye'de speleoloji ve mağaracılık giderek yükselen kurumsallaşmış bir değer haline gelmiştir.

Dördüncüsü Ulusal Speleoloji Sempozyumu, 2008'de uluslararası katılımlı olarak gerçekleştirilecek. Türkiye'de mağaralara ve mağaracılığa her geçen gün artan ilgiden dolayı, yapılacak olan sempozyuma, her defasında bir öncekine kıyasla olduğu gibi, yine yüksek katılım beklenmektir.


DÖRDÜNCÜ ULUSAL SPELEOLOJİ SEMPOZYUMU KONU BAŞLIKLARI
- Mağara Jeolojisi (Oluşumu ve Gelişimi)
- Mağara Biyolojisi (Faunası, Florası, Mikrobiyolojisi, Ekolojisi)
- Mağara Prehistoryası
- Mağara Kazıları ve Arkeolojisi
- Mağara Araştırmaları
- Mağara Fotoğrafçılığı

Panel: Tarihi Yarımada ve Tarihi Mirası Koruma

TARİH DOSTLARI BULUŞMASI
Panel: "Tarihi Yarımada ve Tarihi Mirası Koruma"

Konuşmacılar: Prof. Dr. Doğan Kuban, Bahattin Yücel, Dr. Yalçın Özüekren, Atilla Öztürk

Tarih: 26 Şuat 2008, Salı
Saat: 17:00

Yer: Caddebostan Kültür Merkezi
Bağdat C. Haldun Taner S. No: 11, Caddebostan, İstanbul
Telefon: 0216 386 29 49