VII. Uluslararası Hititoloji Kongresi
Tarih: 25-31 Ağustos 2008
Yer: Anitta Oteli, Çorum
Aşağıdaki program http://www.hititoloji.hitit.edu.tr/ adresinden alınmıştır.
25 AĞUSTOS 2008 Pazartesi
Açılış ve Protokol Konuşmaları
ARİNNA BALO SALONU
AÇILIŞ PROGRAMI
PROTOKOL KONUŞMALARI
Prof. Dr. Aygül SÜEL, Kongre Başkanı
Prof. Dr. Serdar KILIÇKAPLAN, Hitit Üniversitesi Rektörü
Turan ATLAMAZ, Çorum Belediye Başkanı
Mustafa TOPRAK, Çorum Valisi
Ertuğrul GÜNAY, Kültür ve Turizm Bakanı
OTURUM BAŞKANI: David HAWKINS
AÇILIŞ BİLDİRİSİ
11:00-11:40 Two New Hittite Documents From Northern Syria
Alfonso ARCHI
11:40-11:50 TARTIŞMA
12:00-12:30 SERGİ AÇILIŞI
12:30-14:00 ARA
ÖĞLEDEN SONRA
HATTUŞİLİ SALONU
OTURUM BAŞKANI: Alfonso ARCHI
14:00-14:20 Aktueller Stand Der Altanatolistik
Ahmet ÜNAL
14:20-14:40 Mesopotamian Forerunners to The 'Babilli Rituals' From Boghazköy?
Gary BECKMAN
Bibliography for Paleolithic Magic
This is the cited references in Paleolithic Magic.
Arsebük, G.,
1995, İnsan ve Evrim, Ege Yayınları, İstanbul.
Lewin, R.,
1999, Modern İnsanın Kökeni, N. Özüaydın (Çev.), TÜBİTAK, İstanbul.
Arsebük, G.,
1995, İnsan ve Evrim, Ege Yayınları, İstanbul.
Lewin, R.,
1999, Modern İnsanın Kökeni, N. Özüaydın (Çev.), TÜBİTAK, İstanbul.
Göllüdağ 2007 Survey
Balkan-Atlı, N., S. Kuhn, L. Austruc, G. Çakan, B. Dinçer, N. Kayacan, 2008
"Göllüdağ 2007 Survey", Anatolia Antiqua XVI: 293-312. [PDF]
"Göllüdağ 2007 Survey", Anatolia Antiqua XVI: 293-312. [PDF]
Byzantine Small Finds in Archaeological Contexts / Arkeolojik Kazılarda Ele Geçen Bizans Küçük Buluntuları / Byzantinische Kleinfunde...

İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü
Koç Üniversitesi Anadolu Uygarlıkları Araştırma Merkezi
Tc. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İstanbul Arkeoloji Müzeleri
ARKEOLOJİK KAZILARDA ELE GEÇEN BİZANS KÜÇÜK BULUNTULARI
BYZANTINE SMALL FINDS IN ARCHAEOLOGICAL CONTEXTS
BYZANTINISCHE KLEINFUNDE IM ARCHÄOLOGISCHEN KONTEXT
Tarih: 02-04 Haziran 2008, Pazartesi-Çarşamba
Yer:
İlk ve son günler:
Koç Üniversitesi Anadolu Uygarlıkları Araştırma Merkezi,
İstiklal C. Nur-i Ziya S. No: 5, Beyoğlu, İstanbul
İkinci gün:
İstanbul Arkeoloji Müzeleri,
Osman Hamdi Bey yokuşu, Gülhane, İstanbul
İletişim: Dr. Beate Böhlendorf-Arslan (beateboehlendorf @ yahoo.de)
PROGRAM:
02 Haziran 2008, Pazartesi (Koç Üni. Anadolu Uygarlıkları Araştırma Merkezi)
9.00-9.10 Açılış:
Doz. Dr. Felix Pirson (Director of the German
Archaeological Institute, Istanbul)
9.10-9.20 Dr. Alessandra Ricci (Associate Director, Research
Center for Anatolian Civilizations, Koç University)
Oturum Başkanı-FELIX PIRSON
09.20-09.40 Byzantinische Kleinfunde und ihre Rolle in der Diskussion um die “Transformation of the Roman World”
Philipp von RUMMEL (Freiburg / Germany)
09.40-10.00 Byzantinische Funde in awarischen Gräbern des 7. und 8. Jahrhunderts
Falko DAIM (Mainz / Germany)
İnsan Evrimine Yolculuk
İnsan Evrimine Yolculuk
[İçindekiler]
Yazar: Berkay Dinçer
- İnsan nasıl bir hayvandır?
- İnsan ve diğer primatların ilişkisi
- Australopithecuslar: Dik yürüyen ilk insanlar
- İnsan evriminde insan ve taş alet ilişkisi
- Plio-Pleistosen'de Afrika'daki ilk taş alet yapımcıları
- Homo erectus: Afrika dışında ilk insan
- Neandertaller: En eski avcılar
- Modern İnsanın (Homo sapiens) evrimi
Bu yazıyı kaynak olarak göstermek için:
Dinçer, B., 2008
"İnsanın Evrimi", İnsan Evrimine Yolculuk, V. Yiğit, Evrim Yayınevi, İstanbul: 47-62.
Internet sürümü için:
Dinçer, B., 2008
"İnsan Evrimine Yolculuk", PALEOBERKAY ARKEOLOJİ SİTESİ, 01.06.2008.
İnsan nasıl bir hayvandır?
Son yıllarda hız kazanan bilimsel araştırmalar, insanın evrimiyle ilgili bilinen pek çok şeyi değiştirdi. Bundan 30-40 yıl önce yazılmış konuyla ilgili pek çok bilimsel kitap ve makale, hala konuyla az çok ilgilenen kesimler için heyecan verici olma özelliklerini korusalar da, bugün artık bilimsel çevreler için geçerliliklerini büyük oranda yitirmişlerdir. Şüphesiz ki, bugünkü yeni buluşların gerçekleşmesinde insan evrimiyle ilgili olarak önceki dönemlerde yapılmış çalışmaların büyük payı vardır. Ancak bilimsel gelişmeler, pek çok görüşü değiştiren yeni buluşlar ve insan evriminin araştırılmasında çok disiplinli bakış açılarının egemen olması gibi nedenler sayesinde, bugün geçtiğimiz zamanlara göre çok daha fazla bilgiye sahibiz. İnsan evrimiyle ilgili çalışmaların artan bir hızla sürdürülüyor olması da, yakın zamanda burada yazılan bilgilerin de değişmesi, gözden geçirilmesi ya da yeni bilgilerle pekiştirilmesi gibi ihtiyaçları doğuracaktır. Bu açıdan, bu bölümdeki bilgilerin yazıldıkları dönem için geçerli olduklarını, ve bilimin doğasından dolayı gelecekte değişebileceklerini hatırlatmamız gerekir. O nedenle burada, ayrıntılara girmektense, daha uzun süre geçerliliğini koruyacağını düşündüğümüz genel fikirlere daha fazla yoğunlaşacağız.
İnsan ve diğer hayvanların benzerlikleri, farklılıkları
İnsanın kim olduğu sorusu, insan evrimini anlamak için en başta sorulması gereken sorudur. Canlılar dünyası temel olarak, hayvanlar ve bitkiler olmak üzere iki "alem"e ayrılmıştır. Bu ayrım düzeyinde "insan" diye bir üçüncü bölüm bulunmamaktadır. Buradan anlatmaya çalıştığımız, insanın biyolojik olarak bir hayvan olduğudur. İnsan evrimini doğru algılayabilmek için öncelikle insanın canlılar dünyasındaki yerini doğru saptamak ve biyolojik olarak insanın bir hayvan olduğunu idrak etmek zorunludur.
İnsan ve diğer hayvanların benzerlikleri, farklılıkları
İnsanın kim olduğu sorusu, insan evrimini anlamak için en başta sorulması gereken sorudur. Canlılar dünyası temel olarak, hayvanlar ve bitkiler olmak üzere iki "alem"e ayrılmıştır. Bu ayrım düzeyinde "insan" diye bir üçüncü bölüm bulunmamaktadır. Buradan anlatmaya çalıştığımız, insanın biyolojik olarak bir hayvan olduğudur. İnsan evrimini doğru algılayabilmek için öncelikle insanın canlılar dünyasındaki yerini doğru saptamak ve biyolojik olarak insanın bir hayvan olduğunu idrak etmek zorunludur.
İnsan ve diğer primatların ilişkisi
Modern biyolojik sınıflandırmaya göre, insan Primatlar takımının bir üyesidir. Primatlar takımı, Yarımaymunlar ve İnsansılar olarak ikiye ayrlmıştır. Bunlardan, Yarımaymunlar'ın insanın evrimiyle yakın bir ilişkisi olmadığı düşünülmektedir. İnsansılar alt takımı ise, Uzun kuyruklu maymunlar, Kuyruklu maymunlar ve İnsanımsılar olarak üçe ayrılmıştır. İnsanımsılar (Hominoid'ler) üst ailesinde, artık yaşamayan fosil insan türleri ve günümüzde yaşayan insan türüyle birlikte, orangutan, şempanze, goril ve hilobatları içerir. Bunların içinden, genetik araştırmaların da kanıtladığı gibi, insana en yakın olan, şempanzedir.
İnsanın evrimiyle ilgili sıklıkla çarpıtılan bir olgu da, insanın diğer hayvanlarla akrabalığının, bir ata-torun ilişkisi olarak algılanmasıdır. İnsanın evriminden söz ettiğinizde, bu konuyla ilgili yeterince bilgisi olmayan pek çok kişinin sorduğu ilk soru, "nasıl olur da maymunlardan gelebiliriz?"dir. Oysa ki, evrim teorisinin insanla ilgili olarak ortaya koyduğu şeylerden birisi, insanın atasının maymun olduğu değildir. İnsanla günümüz maymunları arasında bir atalık, torunluk ilişkisi mevcut değildir. Evrim teorisinin insanla ilgili olarak öncelikle ortaya koyduğu şey, insanın da diğer tüm canlılar gibi, zaman içinde değiştiğidir. Ancak bu değişim, asla günümüzdeki maymunların insana dönüşmesi şeklinde olmamıştır. Günümüz maymunlarıyla insanın ilişkisini bir akrabalık ilişkisi olarak algılamak zorunludur. Ancak, bu akrabalık, ata-torun ilişkisinden çok "kuzenlik" ilişkisidir. Yani, maymunların atasıyla insanın atası ortaktır; sıklıkla çarpıtılmasına rağmen biri, yani maymun, zamanla değişerek bir diğeri, yani insan, olmamıştır.
İnsanın evrimiyle ilgili sıklıkla çarpıtılan bir olgu da, insanın diğer hayvanlarla akrabalığının, bir ata-torun ilişkisi olarak algılanmasıdır. İnsanın evriminden söz ettiğinizde, bu konuyla ilgili yeterince bilgisi olmayan pek çok kişinin sorduğu ilk soru, "nasıl olur da maymunlardan gelebiliriz?"dir. Oysa ki, evrim teorisinin insanla ilgili olarak ortaya koyduğu şeylerden birisi, insanın atasının maymun olduğu değildir. İnsanla günümüz maymunları arasında bir atalık, torunluk ilişkisi mevcut değildir. Evrim teorisinin insanla ilgili olarak öncelikle ortaya koyduğu şey, insanın da diğer tüm canlılar gibi, zaman içinde değiştiğidir. Ancak bu değişim, asla günümüzdeki maymunların insana dönüşmesi şeklinde olmamıştır. Günümüz maymunlarıyla insanın ilişkisini bir akrabalık ilişkisi olarak algılamak zorunludur. Ancak, bu akrabalık, ata-torun ilişkisinden çok "kuzenlik" ilişkisidir. Yani, maymunların atasıyla insanın atası ortaktır; sıklıkla çarpıtılmasına rağmen biri, yani maymun, zamanla değişerek bir diğeri, yani insan, olmamıştır.
Australopithecuslar: Dik yürüyen ilk insanlar
İnsan evrimiyle ilgili olarak belki de anlaşılması gereken en önemli konulardan bir tanesi de, bizim burada çok rahat bir şekilde söyleyebilmemize rağmen, geçmesi çok uzun süren zamandır. Evrimi anlayamayanların temel olarak, olayın zaman boyutunu kavrayamadıkları bir gerçektir. Burada sözünü ettiğimiz ve edeceğimiz zamanlar, genellikle birkaç milyon veya birkaç yüzbin yıl gibi büyük rakamlardır. Evrim elbette ki bir gecede gerçekleşmedi. Sözünü ettiğimiz milyon yılların nasıl büyük rakamlar olduğunu düşünebilmemiz için, öncelikle hepimizin ortalama 70 yıllık bir yaşam beklentisiyle doğmuş olduğumuzu hatırlatmamız gerekir. Ortalama 70 yıllık hayatımız, evrimin gerçekleştiği 6-7 milyon yıllık bir zaman diliminin sadece yüz binde biridir. Dolayısıyla, böylesine bir zaman boyutunu anlamakta güçlük çekilmesini doğal karşılamak gereklidir.
Evrimle ilgili anlaşılması güç bir başka konu da, geçmişte birbirinden farklı pek çok insan türünün aynı zamanlarda yaşamış olduklarıdır. Günümüzde tüm dünyada sadece tek bir insan türü, Homo sapiens sapiens yaşamaktadır. Ancak, bulunan fosiller, aynı zaman aralıklarında birden çok fosil insan türünün yaşamış olduklarını göstermektedir. Olasılıkla, geçmişte doğanın insan türleri üzerindeki baskısı, böyle bir çeşitlenmeyi zorunlu kılıyordu. Dolayısıyla, gelecekte çeşitli coğrafi bölgelerde özelleşmiş başka insan türlerinin keşfedilebileceği olasılığını da gözardı etmememiz gerekir.
Evrimle ilgili anlaşılması güç bir başka konu da, geçmişte birbirinden farklı pek çok insan türünün aynı zamanlarda yaşamış olduklarıdır. Günümüzde tüm dünyada sadece tek bir insan türü, Homo sapiens sapiens yaşamaktadır. Ancak, bulunan fosiller, aynı zaman aralıklarında birden çok fosil insan türünün yaşamış olduklarını göstermektedir. Olasılıkla, geçmişte doğanın insan türleri üzerindeki baskısı, böyle bir çeşitlenmeyi zorunlu kılıyordu. Dolayısıyla, gelecekte çeşitli coğrafi bölgelerde özelleşmiş başka insan türlerinin keşfedilebileceği olasılığını da gözardı etmememiz gerekir.
İnsan evriminde insan ve taş alet ilişkisi
İnsanı diğer hayvanlardan ayıran kültürel özellikler içinde en tanımlanabilir olanlardan bir tanesi de, insanın alet yapan bir canlı olmasıdır. Peki öyleyse, alet nedir? Alet, doğada bulunan herhangi bir hammaddenin, belirli düşüncelerle, belli bir amaca yönelik olarak bir şekilde değiştirilmesiyle oluşturulur. Bu şekilde değiştirmiş ürünlerin, aynı türden olanları birbirlerine benzerler ve bunların rastgele elde edilmemiş olmaları gerekir.
Geçmişte de ve günümüzde de, diğer hayvanların da aletler yapabildikleri konusundaki iddialar çok tartışıldı, tartışılıyor. Kuşlar, karıncalar, arılar gibi hayvanlar, doğadaki hammaddeleri değiştirerek yuvalarını oluştururlar. Bazı maymun türleri, doğada buldukları ağaç dallarını değiştirerek karınca avlamak gibi işlerde kullanırlar, ya da yaprakları su içmek için kullanırlar. Son yıllarda Amazon ormanlarında yaşayan bir karga türünün işini görmek için çeşitli kancalar ürettiği ve bunları gagalarının hep belirli tarafıyla kullandıkları da ortaya çıkmıştır. Örnekler çoğaltılabilir. Evrim konusundaki çalışmalarıyla tanınan Charles Darwin, "İnsanın Türeyişi" adlı kitabında, hayvanların yaptığı bu türden aletlerin zamanla kazanılan deneyimler sonucunda bile değişmeden aynı şekilde yapılmaya devam edilmiş olduğuna dikkat çeker ve insanın aletlerinin diğer hayvanlarınkinden temel farkının deneyimler sonucunda değiştirilmesi, geliştirilebilmesi olduğundan söz eder. Burada, kaç yüzyıldır diğer hayvanların yaptığı aletleri gözlemlediğimizi düşünerek, bir soru işareti koymamız mümkündür. Çünkü insanın ilk aletlerini yapmaya başladığı dönemde aynı tür aletleri yüzbilerce yıl hiç değiştirmeden kullanmış olduğunu biliyoruz. Burada ihtiyaçların değişip değişmediğini ve aletlerin ihtiyaçları karşılamaya cevap verip veremediğinin de hesaba katılması gerekir.
Geçmişte de ve günümüzde de, diğer hayvanların da aletler yapabildikleri konusundaki iddialar çok tartışıldı, tartışılıyor. Kuşlar, karıncalar, arılar gibi hayvanlar, doğadaki hammaddeleri değiştirerek yuvalarını oluştururlar. Bazı maymun türleri, doğada buldukları ağaç dallarını değiştirerek karınca avlamak gibi işlerde kullanırlar, ya da yaprakları su içmek için kullanırlar. Son yıllarda Amazon ormanlarında yaşayan bir karga türünün işini görmek için çeşitli kancalar ürettiği ve bunları gagalarının hep belirli tarafıyla kullandıkları da ortaya çıkmıştır. Örnekler çoğaltılabilir. Evrim konusundaki çalışmalarıyla tanınan Charles Darwin, "İnsanın Türeyişi" adlı kitabında, hayvanların yaptığı bu türden aletlerin zamanla kazanılan deneyimler sonucunda bile değişmeden aynı şekilde yapılmaya devam edilmiş olduğuna dikkat çeker ve insanın aletlerinin diğer hayvanlarınkinden temel farkının deneyimler sonucunda değiştirilmesi, geliştirilebilmesi olduğundan söz eder. Burada, kaç yüzyıldır diğer hayvanların yaptığı aletleri gözlemlediğimizi düşünerek, bir soru işareti koymamız mümkündür. Çünkü insanın ilk aletlerini yapmaya başladığı dönemde aynı tür aletleri yüzbilerce yıl hiç değiştirmeden kullanmış olduğunu biliyoruz. Burada ihtiyaçların değişip değişmediğini ve aletlerin ihtiyaçları karşılamaya cevap verip veremediğinin de hesaba katılması gerekir.
Plio-Pleistosen'de Afrika'daki ilk taş alet yapımcıları
Taş alet yapımı insan evrimi için neden önemlidir?
İnsan evriminde bugün için fark edebildiğimiz en belirgin sıçramalardan bir tanesi de taş alet yapımıdır. İnsan taşları yongalayarak kesici kenarlar elde etmeyi keşfettiğinde, özellikle besin elde etme yöntemlerinde büyük bir değişim yaşandı. İnsanların taş aletler yapmaya başlamadan önce, kemik, boynuz, tahta gibi kanıtları bugüne kadar kalamayan türden hammaddeleri kullanarak aletler yaptığı da düşünülür. Ancak, bunların hiçbirinin insan evriminde taş aletler kadar büyük bir önemi yoktur. Çünkü taşlar yongalanarak elde edilen keskin kenarlı aletler, insanın besin piramidindeki yerini yırtıcı hayvanların bile üzerine çıkarmış olmalıdır. Afrika'da yaşayan fil gibi, geredan gibi kalın derili iri hayvanlara aslan gibi yırtıcı hayvanlar bile kolaylıkla saldıramaz. Bu iri hayvanlar öldüklerinde, insanda olmayan güçlü çenelere ve kesici dişlere sahip olan yırtıcı hayvanlar bile leşlerin yumuşamasını birkaç gün beklemeden bunları yiyemezler. Bugün yapılan deneyler, taş aletlerin yeni ölmüş bir filin kalın derisini bile parçalayabildiğini göstermektedir. Bu durumda, biyo-kültürel evriminin ilk aşamalarındaki insanların leşleri yeme konusunda pek çok yırtıcı hayvandan daha avantajlı duruma geçtiğini düşünmemiz, yanlış olmayacaktır. Tahta, kemik gibi maddelerden yapılmış aletlerin, bu açıdan bakıldığında taş aletler kadar büyük bir evrimsel sıçrayışa işaret etmediğini söyleyebiliriz. Yine de, organik malzemelerden yapılan aletlerin taş alet yapabilme kapasitelerini geliştirmiş olabileceğini de hesaba katmamız yerinde olacaktır.
İnsan evriminde bugün için fark edebildiğimiz en belirgin sıçramalardan bir tanesi de taş alet yapımıdır. İnsan taşları yongalayarak kesici kenarlar elde etmeyi keşfettiğinde, özellikle besin elde etme yöntemlerinde büyük bir değişim yaşandı. İnsanların taş aletler yapmaya başlamadan önce, kemik, boynuz, tahta gibi kanıtları bugüne kadar kalamayan türden hammaddeleri kullanarak aletler yaptığı da düşünülür. Ancak, bunların hiçbirinin insan evriminde taş aletler kadar büyük bir önemi yoktur. Çünkü taşlar yongalanarak elde edilen keskin kenarlı aletler, insanın besin piramidindeki yerini yırtıcı hayvanların bile üzerine çıkarmış olmalıdır. Afrika'da yaşayan fil gibi, geredan gibi kalın derili iri hayvanlara aslan gibi yırtıcı hayvanlar bile kolaylıkla saldıramaz. Bu iri hayvanlar öldüklerinde, insanda olmayan güçlü çenelere ve kesici dişlere sahip olan yırtıcı hayvanlar bile leşlerin yumuşamasını birkaç gün beklemeden bunları yiyemezler. Bugün yapılan deneyler, taş aletlerin yeni ölmüş bir filin kalın derisini bile parçalayabildiğini göstermektedir. Bu durumda, biyo-kültürel evriminin ilk aşamalarındaki insanların leşleri yeme konusunda pek çok yırtıcı hayvandan daha avantajlı duruma geçtiğini düşünmemiz, yanlış olmayacaktır. Tahta, kemik gibi maddelerden yapılmış aletlerin, bu açıdan bakıldığında taş aletler kadar büyük bir evrimsel sıçrayışa işaret etmediğini söyleyebiliriz. Yine de, organik malzemelerden yapılan aletlerin taş alet yapabilme kapasitelerini geliştirmiş olabileceğini de hesaba katmamız yerinde olacaktır.
Homo erectus: Afrika dışında ilk insan
İnsanın taş aletlerle edindiği avantajlı durumu sayesinde, yaşayabileceği coğrafi çevreler de genişlemiştir. Pleistosen'de, yaklaşık 2-1.8 milyon yıl öncesinde ortaya çıkan Homo erectus Afrika kıtasının dışına çıkıp hayatta kalabilen bildiğimiz ilk insan türüdür. Bu dönemde, Afrika dışından bilinen en eski kalıntılar yaklaşık 1,8 milyon yıl öncesine ait oldukları genellikle kabul edilen Gürcistan'daki Dmanisi buluntularıdır. Homo erectus ve çağdaşı olan Homo ergaster Avrasya'nın büyük bir bölümüne yayılmışlardır. Bunun doğal sonucu olarak, bugün için onların kültürlerine ilişkin bulabildiğimiz maddesel kültür ürünleri olan taş aletlerde de çeşitli gelenekler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu insanlar, bazı yerlerde Oldowan kültürünü devam ettirirken, bazı yerlerde iki yüzeyinden yongalanarak oluşturulan el baltalarıyla belirlenen Acheul kültürünü oluşturmuşlardır. Acheul kültürünün de en eski örnekleri yine Afrika kıtasından bilinmektedir. Bu iki kültürün bir sınırının olduğu günümüzde artık fark edilen bilgilerden birisi olmasına rağmen, bunun nedenleri ve olası sonuçları üzerine, ne yazık ki, çok fazla şey bilemiyoruz.
Neandertaller: En eski avcılar
Günümüzden yaklaşık 220 bin yıl önceleri yeni bir insan türü ortaya çıkar. Bu, pek çok insanın "mağara adamı" olarak filmlerde canlandırıldığını gördüğü, Neandertal'dir. Neandertaller, fosil insan türleri içinde belki de en popüler olarak tanınanıdır. Ancak, bu popülerlikte de bazı yanlış anlaşılmalar söz konusudur. Örneğin, pek çok çizgi romanda ve filmde bu insanlar, homurdanarak konuşan, kocaman kemikli bir et parçasını vahşice ısırarak yiyen ve kadınlarını saçlarından tutarak sürükleyen insanlar olarak canlandırılmışlardır. Daha çok Avrupa ve Yakındoğu'da yaşamış bu insanların popüler olmasını sağlayan bir başka neden de, onların bizim atamız olup olmadıklarıyla ilgili tartışmalardır.
Neandertaller'in bizim atamız olup olmadığıyla ilgili olarak çıkan popüler haberlerin ve hatta bilimsel makalelerin biri bir diğerini tutmaz. Bir yayın, Neandertaller'in bizim atamız olamayacağının kanıtlandığını duyururken, bir başkası, Neandertaller'in bizim doğrudan atamız olduğunu ortaya koyar. Bu konudaki tartışma henüz sonuçlanmamıştır. Ancak, burada dikkat çekilmesi gereken bir başka önemli nokta da, Neandertaller'in atamız olsunlar, ya da olmasınlar, bir insan türü olarak geçmişte yaşamış ve dolayısıyla da bugünkü kültürümüzün oluşturulmasına katkıda bulunmuş olmaları gerçeğinin değişmeyeceğidir.
Neandertaller'in bizim atamız olup olmadığıyla ilgili olarak çıkan popüler haberlerin ve hatta bilimsel makalelerin biri bir diğerini tutmaz. Bir yayın, Neandertaller'in bizim atamız olamayacağının kanıtlandığını duyururken, bir başkası, Neandertaller'in bizim doğrudan atamız olduğunu ortaya koyar. Bu konudaki tartışma henüz sonuçlanmamıştır. Ancak, burada dikkat çekilmesi gereken bir başka önemli nokta da, Neandertaller'in atamız olsunlar, ya da olmasınlar, bir insan türü olarak geçmişte yaşamış ve dolayısıyla da bugünkü kültürümüzün oluşturulmasına katkıda bulunmuş olmaları gerçeğinin değişmeyeceğidir.
Modern İnsanın (Homo sapiens) evrimi
Bizim türümüz olan Homo sapiens sapiens ise, bir görüşe göre, Afrika'da ortaya çıkmıştır, bir başka görüşe göre ise, Eski Dünya'da evrimleşmiştir. Günümüzde yapılan DNA çalışmaları, bu türün 140-100 bin yıl önceleri Afrika dışına yayıldığına işaret etmektedir. Bu da Neandertaller'in Homo sapiens sapiens'in atası olup olmadığıyla ilgili bir yorum olarak kabul edilebilir. Ancak, bizim türümüzün belirgin kültürel ürünlerinin ortaya çıkması, arkeolojik kayıtlarda yaklaşık 40 bin yıl önce görülmeye başlanmıştır.
Modern insanın, kendinden önceki türlere göre belirgin olarak farklı bedensel özelliklerinin bir tanımını yaparsak, bizim türümüzün, uzun kemiklerinin narin bir yapıda olması, artkafa kemiğinin çıkık olmaması, daha önceki insan türlerinde belirgin olan kaş kemerlerinin belirsiz olması, güçlü ense ve boyun kaslarının bulunmaması, yüzün öne çıkık olmaması, dişlerinin küçük olması ve çene çıkıntısının olması olduğunu ifade edebiliriz. Bu narin yapının, biyo-kültürel evrim boyunca, aletlerin kullanılmasının bir sonucu olduğu düşünülebilir. Aletlerin bedensel güç gerektiren işlerde daha fazla kullanılması, insanın bedeninin de narinleşmesine yol açmış olabilir.
Modern insanın, kendinden önceki türlere göre belirgin olarak farklı bedensel özelliklerinin bir tanımını yaparsak, bizim türümüzün, uzun kemiklerinin narin bir yapıda olması, artkafa kemiğinin çıkık olmaması, daha önceki insan türlerinde belirgin olan kaş kemerlerinin belirsiz olması, güçlü ense ve boyun kaslarının bulunmaması, yüzün öne çıkık olmaması, dişlerinin küçük olması ve çene çıkıntısının olması olduğunu ifade edebiliriz. Bu narin yapının, biyo-kültürel evrim boyunca, aletlerin kullanılmasının bir sonucu olduğu düşünülebilir. Aletlerin bedensel güç gerektiren işlerde daha fazla kullanılması, insanın bedeninin de narinleşmesine yol açmış olabilir.
Marmaray-Üsküdar Kazılarında Ortaya Çıkarılan Antik Khrysopolis Kenti
Marmaray-Üsküdar Kazılarında Ortaya Çıkarılan Antik Khrysopolis Kenti
Konuşmacı: Dr. Şehrazat Karagöz
Tarih: 28 Mayıs 2008, Çarşamba
Saat: 18:30
Yer: Osmanlı Bankası Müzesi,
Bankalar (Voyvoda) Caddesi No:11 Karaköy, İstanbul
Sınırlı yer olması nedeniyle rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir.
Tel: (212) 334 22 70
obmuze@ottomanbank.com
www.obmuze.com
Aşağıdaki içerik Osmanlı Bankası Müzesi'nin etkinliği tanıtmak için gönderdiği epostadan alınmıştır. Bkz: Başkalarına ait ürünlerin etik kullanımı
Marmaray projesinin Üsküdar Meydanı'ndaki arkeolojik kazıları, 2004 yılında başladı ve hâlâ sürüyor. Kazılarda, şimdiye dek sadece arkeolojik kaynaklarda sözü edilen antik Khrysopolis kentine ait buluntular ortaya çıkarıldı. MÖ 7. yüzyıla tarihlenen buluntular, efsanevi Khrysopolis kentinin tarihsel geçmişini kanıtlıyor.
Dr. Şehrazat Karagöz

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya ve Arkeoloji Bölümü'nden 1977'de mezun oldu. 1978 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi Taş Eserler Koleksiyonu'nda göreve başladı. Müzenin 100. yıl halka açılış kutlaması çerçevesinde heykellerin yeni teşhir programlarında, müzenin katıldığı tüm yurtiçi ve yurtdışı sergi çalışmalarında, çeşitli kazı ve yüzey araştırmalarında görev yaptı. 1985-1989 yıllarında, Avusturya-Viyana Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Bu yıllarda, Viyana, Londra, Roma, Berlin, Potsdam, Münih, Dresden, Batı Macaristan Antik Panonia Bölge müzelerinde seminer çalışmalarına katıldı. Klagenfurt, Linz, Viyana-Schallaburg, New York-Metropolitan ve Brüksel'deki çeşitli sergilerde Kültür Bakanlığı görevlisi olarak çalıştı. Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü ve Alman Arkeoloji Enstitüsü üyesi olan Karagöz, halen İstanbul Arkeoloji Müzelerinde görevlidir ve Marmaray-Üsküdar kazısında alan sorumlusudur.
Konuşmacı: Dr. Şehrazat Karagöz
Tarih: 28 Mayıs 2008, Çarşamba
Saat: 18:30
Yer: Osmanlı Bankası Müzesi,
Bankalar (Voyvoda) Caddesi No:11 Karaköy, İstanbul
Sınırlı yer olması nedeniyle rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir.
Tel: (212) 334 22 70
obmuze@ottomanbank.com
www.obmuze.com
Aşağıdaki içerik Osmanlı Bankası Müzesi'nin etkinliği tanıtmak için gönderdiği epostadan alınmıştır. Bkz: Başkalarına ait ürünlerin etik kullanımı
Marmaray projesinin Üsküdar Meydanı'ndaki arkeolojik kazıları, 2004 yılında başladı ve hâlâ sürüyor. Kazılarda, şimdiye dek sadece arkeolojik kaynaklarda sözü edilen antik Khrysopolis kentine ait buluntular ortaya çıkarıldı. MÖ 7. yüzyıla tarihlenen buluntular, efsanevi Khrysopolis kentinin tarihsel geçmişini kanıtlıyor.
Dr. Şehrazat Karagöz

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya ve Arkeoloji Bölümü'nden 1977'de mezun oldu. 1978 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi Taş Eserler Koleksiyonu'nda göreve başladı. Müzenin 100. yıl halka açılış kutlaması çerçevesinde heykellerin yeni teşhir programlarında, müzenin katıldığı tüm yurtiçi ve yurtdışı sergi çalışmalarında, çeşitli kazı ve yüzey araştırmalarında görev yaptı. 1985-1989 yıllarında, Avusturya-Viyana Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Bu yıllarda, Viyana, Londra, Roma, Berlin, Potsdam, Münih, Dresden, Batı Macaristan Antik Panonia Bölge müzelerinde seminer çalışmalarına katıldı. Klagenfurt, Linz, Viyana-Schallaburg, New York-Metropolitan ve Brüksel'deki çeşitli sergilerde Kültür Bakanlığı görevlisi olarak çalıştı. Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü ve Alman Arkeoloji Enstitüsü üyesi olan Karagöz, halen İstanbul Arkeoloji Müzelerinde görevlidir ve Marmaray-Üsküdar kazısında alan sorumlusudur.
Tarihi Yarımada'da Yeni Bizans Buluntuları
Tarihi Yarımada'da Yeni Bizans Buluntuları
Konuşmacı: Feridun Özgümüş
Tarih: 29 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: Sorunuz!
Yer: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü
Mesrutiyet Caddesi No: 47 34443 Tepebasi / Beyoglu
Telefon : 0212 334 0900
Faks : 0212 245 0145
Konuşmacı: Feridun Özgümüş
Tarih: 29 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: Sorunuz!
Yer: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü
Mesrutiyet Caddesi No: 47 34443 Tepebasi / Beyoglu
Telefon : 0212 334 0900
Faks : 0212 245 0145
30. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu
30. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu
Tarih: 26-30 Mayıs 2008, Pazartesi-Cuma
Yer: Ankara Üniversitesi
Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi, Sıhhiye, Ankara
30. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu, 26-30 Mayıs 2008 tarihleri arasında, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin himayelerinde DTCF salonlarında gerçekleştirilecektir. Bir hafta boyunca sürecek olan uluslararası sempozyumda, Türkiye'de arkeolojik kazı ve araştırma yapan Türk ve yabancı bilim adamları 2007 yılında yapmış oldukları bilimsel çalışmalarını sunacaklardır.
PROGRAM
26 MAYIS 2008 PAZARTESİ
KAZI SONUÇLARI TOPLANTISI
FARABİ SALONU
Notlar:
- Burada yer alan zamanları sadece fikir vermesi için kullanın, genellikle aksaklıklar olur.
- Gün sonlarındaki beş dakikalık tartışma bölümleri, konuşmaların bitiş saatleri ve aralar programın PaleoBerkay düzenlemesinde görünmemektedir.
9.30 AÇILIŞ TÖRENİ
OTURUM BAŞKANI: Turan EFE
11.00 Karatepe Kazısı ve Çevresi - Halet ÇAMBEL
11.20 2007 Yılı Kırklareli Höyüğü Çalışmaları - Mehmet ÖZDOĞAN
11.40 Oymaağaç-Nerik Kazı Projesi 2007 - Rainer CZICHON
OTURUM BAŞKANI: Mehmet ÖZDOĞAN
12.05 Paşalar Kazısı 2007 - Berna ALPAGUT
12.25 Karain Kazıları-2007 - Işın YALÇINKAYA
12.45 2007 Yılı Üçağızlı Mağarası Kazısı - Erksin GÜLEÇ
13.05 2007 Yılı Çorakyerler Kazısı - Ayla SEVİM
OTURUM BAŞKANI: Işın YALÇINKAYA
14.00 Beycesultan Kazısı 2007 Dönemi Çalışmaları-Eşref ABAY
Medya ve Arkeoloji
ArkeoPera Perşembe Toplantıları
Medya ve Arkeoloji
Konuşmacı: Nermin Bayçin
Tarih: 22 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: 19:00
Yer: Arkeopera, Yeni Çarşı C. Petek Han No: 16/A 34433 Galatasaray, İstanbul
Medya ve Arkeoloji
Konuşmacı: Nermin Bayçin
Tarih: 22 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: 19:00
Yer: Arkeopera, Yeni Çarşı C. Petek Han No: 16/A 34433 Galatasaray, İstanbul
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeolojik Kazı ve Araştırmalar Toplantısı
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ
Arkeolojik Kazı ve Araştırmalar Toplantısı - 8
(Prof. Dr. Ufuk Esin'in Anısına)
Tarih: 20 - 22 Mayıs 2008
Açılış: 20 Mayıs 2008 Saat: 10:00
Yer: Kuyucu Murat Paşa Medresesi – Vezneciler, İstanbul
Tel: +90212 520 61 66 – 522 45 87 – 526 03 00
Faks: +90212 520 61 66 – 522 45 87
20 Mayıs 2008, Salı
10:00 Açılış
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Mehmet Özdoğan
10:30 Savaş Harmankaya-Mihriban Özbaşaran
Aşıklı Höyük Projesi
11:00 Nur Balkan-Atlı
Kapadokya Obsidyen Araştırmaları
11:30 Erhan Bıçakçı
Tepecik-Çiftlik Kazısı
12:00 Sevil Gülçur
Güvercinkayası 2007 Kazısı
12:30 Sevil Gülçur
Gelveri/Yüksekkilise 2007 Sondajı
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Gülsün Umurtak
13:30 Metin Alparslan
Hakmiš Ülkesi: Bir Hitit Merkezinin Tarihi, Lokalizasyonu ve Önemi
14:00 Şevket Dönmez
Amasya-Oluz Höyük Kazısı 2007 Dönemi Çalışmaları: İlk Sonuçlar
14:30 Yüksel Dede
Bilge Kağan ve Költigin Anıtlarında Kopya Çalışmaları ve Költigin Anıtının Taşınması
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Nur Balkan-Atlı
15:00 Turan Efe
Keçiçayırı Kurtarma Kazısı 2007
15:30 Erkan Fidan
Küllüoba Kazıları 2007
16:00 Ayça Polat
Arkeolojik Kazı ve Araştırmalar Toplantısı - 8
(Prof. Dr. Ufuk Esin'in Anısına)
Tarih: 20 - 22 Mayıs 2008
Açılış: 20 Mayıs 2008 Saat: 10:00
Yer: Kuyucu Murat Paşa Medresesi – Vezneciler, İstanbul
Tel: +90212 520 61 66 – 522 45 87 – 526 03 00
Faks: +90212 520 61 66 – 522 45 87
20 Mayıs 2008, Salı
10:00 Açılış
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Mehmet Özdoğan
10:30 Savaş Harmankaya-Mihriban Özbaşaran
Aşıklı Höyük Projesi
11:00 Nur Balkan-Atlı
Kapadokya Obsidyen Araştırmaları
11:30 Erhan Bıçakçı
Tepecik-Çiftlik Kazısı
12:00 Sevil Gülçur
Güvercinkayası 2007 Kazısı
12:30 Sevil Gülçur
Gelveri/Yüksekkilise 2007 Sondajı
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Gülsün Umurtak
13:30 Metin Alparslan
Hakmiš Ülkesi: Bir Hitit Merkezinin Tarihi, Lokalizasyonu ve Önemi
14:00 Şevket Dönmez
Amasya-Oluz Höyük Kazısı 2007 Dönemi Çalışmaları: İlk Sonuçlar
14:30 Yüksel Dede
Bilge Kağan ve Költigin Anıtlarında Kopya Çalışmaları ve Költigin Anıtının Taşınması
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Nur Balkan-Atlı
15:00 Turan Efe
Keçiçayırı Kurtarma Kazısı 2007
15:30 Erkan Fidan
Küllüoba Kazıları 2007
16:00 Ayça Polat
Allianoi: Dünü, Bugünü, Yarını
Allianoi: Dünü, Bugünü, Yarını
Tarih:12 Mayıs 2008, Pazartesi
Saat: 15:00
Yer: Kadir Has Üniversitesi-Haliç Salonu
kadir Has caddesi, Cibali, İstanbul
Bilgi için Allianoi.org'u ziyaret edin.
Program:
15:00 Belgesel Gösterimi
Çoşkun Aral: “Sessiz Çığlık”
Oturum Başkanı: Nezih Başgelen
15:45 I. Oturum
Ayhan Sarıyıldız
DSİ İzmir II. Bölge Müdürü
Prof. Dr. Yılmaz Savaşçın
Dokuz Eylül Üniversitesi
Hilal Küey
Allianoi Girişim Grubu Dönem Sözcüsü
17:30 II. Oturum
Ahmet Yaraş
Allianoi Kazısı Bilimsel Heyet Başkanı
Melih Ayaz
Kazılar ve Müzeler Daire Başkanı
Adnan Sarıoğlu
Bergama Müze Müdürü
Tarih:12 Mayıs 2008, Pazartesi
Saat: 15:00
Yer: Kadir Has Üniversitesi-Haliç Salonu
kadir Has caddesi, Cibali, İstanbul
Bilgi için Allianoi.org'u ziyaret edin.
Program:
15:00 Belgesel Gösterimi
Çoşkun Aral: “Sessiz Çığlık”
Oturum Başkanı: Nezih Başgelen
15:45 I. Oturum
Ayhan Sarıyıldız
DSİ İzmir II. Bölge Müdürü
Prof. Dr. Yılmaz Savaşçın
Dokuz Eylül Üniversitesi
Hilal Küey
Allianoi Girişim Grubu Dönem Sözcüsü
17:30 II. Oturum
Ahmet Yaraş
Allianoi Kazısı Bilimsel Heyet Başkanı
Melih Ayaz
Kazılar ve Müzeler Daire Başkanı
Adnan Sarıoğlu
Bergama Müze Müdürü
Bibliography for Bird Symbolism in Warqa wa Gulshah
This is the cited references in Bird Symbolism in Warqa wa Gulshah.
Altın Sözlük, 1989
Altın Sözlük İngilizce-Türkçe, N. arıkan, G. Yenal, G. Taşpınar (haz.), İstanbul, Milliyet Yayınları.
Daneshvari, A., 1986
Animal Symbolism in Warqa wa Gulshãh, Oxford Studies in Islamic Art II, Oxford, Oxford University Press.
Dinçer, B., 2002
“Kültür Tarihinde Kuşlar”, İbibik 3: 18-21.
Ertuğrul, Ö., 1997
Mitoloji ve İkonografi, İstanbul, Dragon Yayıncılık.
Heinzel, H., R. Fitter, J. Parslow, 2002
Türkiye ve Avrupa'nın Kuşları, K. A. Boyla (Çev.), İstanbul, Doğal Hayatı Koruma Derneği.
Özçelik, M. F., 1994
“Anadolu’dan Dünya Doğasına Bir Nefes, Sultansazlığı”, TÜBİTAK Bilim ve Teknik 320: 54-61.
Pancaroğlu, O., 2004
"The Itinerant Dragon-Slayer: Forging Paths of Image and Identity in Medieval Anatolia", GESTA XLIII/2: 151-164.
Wilson, E. O., 2000
Doğanın Gizli Bahçesi, A. Biçen (Çev.), Ankara, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları.
OTHER PUBLICATIONS ABOUT WARQA WA GULHSAH
Ateş, A., 1961
“Un vieux poème romanesque persan, récit de Warqah wa Gulshah”, Ars Orientalis 4: 143-152.
Melikian-Chirvani, A. S. 1970
“Le roman de Varqe et Golsah”, Ars Asiatiques 22: 1-262.
Safa, Z., 1964
Ayyuqi, Warqa wa Gulshah, Tahran.
Altın Sözlük, 1989
Altın Sözlük İngilizce-Türkçe, N. arıkan, G. Yenal, G. Taşpınar (haz.), İstanbul, Milliyet Yayınları.
Daneshvari, A., 1986
Animal Symbolism in Warqa wa Gulshãh, Oxford Studies in Islamic Art II, Oxford, Oxford University Press.
Dinçer, B., 2002
“Kültür Tarihinde Kuşlar”, İbibik 3: 18-21.
Ertuğrul, Ö., 1997
Mitoloji ve İkonografi, İstanbul, Dragon Yayıncılık.
Heinzel, H., R. Fitter, J. Parslow, 2002
Türkiye ve Avrupa'nın Kuşları, K. A. Boyla (Çev.), İstanbul, Doğal Hayatı Koruma Derneği.
Özçelik, M. F., 1994
“Anadolu’dan Dünya Doğasına Bir Nefes, Sultansazlığı”, TÜBİTAK Bilim ve Teknik 320: 54-61.
Pancaroğlu, O., 2004
"The Itinerant Dragon-Slayer: Forging Paths of Image and Identity in Medieval Anatolia", GESTA XLIII/2: 151-164.
Wilson, E. O., 2000
Doğanın Gizli Bahçesi, A. Biçen (Çev.), Ankara, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları.
OTHER PUBLICATIONS ABOUT WARQA WA GULHSAH
Ateş, A., 1961
“Un vieux poème romanesque persan, récit de Warqah wa Gulshah”, Ars Orientalis 4: 143-152.
Melikian-Chirvani, A. S. 1970
“Le roman de Varqe et Golsah”, Ars Asiatiques 22: 1-262.
Safa, Z., 1964
Ayyuqi, Warqa wa Gulshah, Tahran.
Marmaray-Metro Kurtarma Kazıları Sempozyumu

İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Marmaray-Metro Kurtarma Kazıları Sempozyumu
Tarih: 5-6 Mayıs 2008, Pazartesi-Salı
Açılış: 5 Mayıs Saat: 9:30
Yer: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Osman Hamdi Bey Yokuşu, Sultanahmet Eminonu-Istanbul
Telefon: 0212 5207740-41-42
I. GÜN: 5 Mayıs 2008, Pazartesi
09:30 Açılış konuşmaları
I. OTURUM
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Namık YALÇIN
10:00 Prof. Dr. Sait BAŞARAN
"İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Projesi 2006–2008 Yılı Çalışmaları: Genel Değerlendirme"
10:25 Yard. Doç. Dr. Ufuk KOCABAŞ
"İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Projesi 2006–2008 Yılı Çalışmaları: Gemilerin Konstrüksiyon Detayları"
10:50 Okt. Işıl KOCABAŞ
"İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Projesi 2006–2008 Yılı Çalışmaları; In situ Belgeleme"
II. OTURUM
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Sait BAŞARAN
13:00 Yalçın EYİGÜN
"İstanbul’da Raylı Sistem Projeleri"
The public face of collections management / Sergiler ve Ödünç Verme — Koleksiyon Yönetiminin Kamusal Yüzü
Koç Üniversitesi Anadolu Uygarlıkları ve Kültürel Miras Yönetimi Programı dersi
Sergiler ve Ödünç Verme — Koleksiyon Yönetiminin Kamusal Yüzü
(Exhibitions and Loans — the public face of collections management)
Konuşmacı: Graeme Scott
(Koleksiyon Yönetimi Müdürü, Milli Etnoloji Müzesi, Leiden, Hollanda)
Tarih:15 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: 18:00
Yer: Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi
Istiklal Caddesi Nur-i Ziya Sokak No:5 Beyoglu, İstanbul
Telefon: 212 393 60 00
Not: Konferans İngilizce'dir. Türkçe'ye çeviri yapılacaktır.
Aşağıdaki içerik etkinliğin tanıtım epostasından alınmıştır. (Bkz: Başkalarına ait ürünlerin etik kullanımı)
Müze sergilerini gezen ziyaretçiler güzel ve ilginç eserler görüp
sanat, bilim, kültür ve tarih hakkında bilgi edinirler. Ama bu sergi
ziyaretleri sırasında müzenin mutfağında olan bitenden, sergilerin
yaratılabilmesi, koleksiyonların korunması ve gelecek nesilleri
aktarılabilmesi için gösterilen gayretlerin farkında olmayabilirler.
Bu konuşmada dünya müzelerinde sergiler hazırlanırken ne aşamalardan
geçildiği, koleksiyonların korunması için yapılan arka plan
çalışmaları ve bunlarla ilişkili bilgiler anlatılacaktır.
Visitors to museum exhibitions see beautiful and interesting objects
and can learn about art, science, culture and history. They may however
be unaware of all the activities which go on in the background to make
this possible and to preserve collections for future generations. This
talk will show some of what it takes to create exhibitions in museums
around the world, demonstrating how these unseen activities are
essential for the preservation of collections and the knowledge
associated with them.
Sergiler ve Ödünç Verme — Koleksiyon Yönetiminin Kamusal Yüzü
(Exhibitions and Loans — the public face of collections management)
Konuşmacı: Graeme Scott
(Koleksiyon Yönetimi Müdürü, Milli Etnoloji Müzesi, Leiden, Hollanda)
Tarih:15 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: 18:00
Yer: Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi
Istiklal Caddesi Nur-i Ziya Sokak No:5 Beyoglu, İstanbul
Telefon: 212 393 60 00
Not: Konferans İngilizce'dir. Türkçe'ye çeviri yapılacaktır.
Aşağıdaki içerik etkinliğin tanıtım epostasından alınmıştır. (Bkz: Başkalarına ait ürünlerin etik kullanımı)
Müze sergilerini gezen ziyaretçiler güzel ve ilginç eserler görüp
sanat, bilim, kültür ve tarih hakkında bilgi edinirler. Ama bu sergi
ziyaretleri sırasında müzenin mutfağında olan bitenden, sergilerin
yaratılabilmesi, koleksiyonların korunması ve gelecek nesilleri
aktarılabilmesi için gösterilen gayretlerin farkında olmayabilirler.
Bu konuşmada dünya müzelerinde sergiler hazırlanırken ne aşamalardan
geçildiği, koleksiyonların korunması için yapılan arka plan
çalışmaları ve bunlarla ilişkili bilgiler anlatılacaktır.
Visitors to museum exhibitions see beautiful and interesting objects
and can learn about art, science, culture and history. They may however
be unaware of all the activities which go on in the background to make
this possible and to preserve collections for future generations. This
talk will show some of what it takes to create exhibitions in museums
around the world, demonstrating how these unseen activities are
essential for the preservation of collections and the knowledge
associated with them.
Doğu ve Batı Arasında Bir Uygarlık: Hititler

Türkiye Bilimler Akademisi Forumu
TÜBA İstanbul Grubu
Doğu ve Batı Arasında Bir Uygarlık: Hititler
Konuşmacı: Prof. Dr. Ali Dinçol
(İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü, Hititoloji Anabilim Dalı Başkanı)
Tarih: 12 Mayıs 2008, Pazartesi
Saat: 18:30
Yer: TÜBA İstanbul Ofisi,
İTÜ Maçka Kampusu, Yabancı Dİller Yüksek Okulu, Maçka, İstanbul)
Tirsin Kayaustu Resimleri
ArkeoPera Perşembe Toplantıları
Tirşin Kayaüstü Resimleri
Konuşmacı: Ersin Alok
Tarih: 8 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: 19:00
Yer: Arkeopera, Yeni Çarşı C. Petek Han No: 16/A 34433 Galatasaray, İstanbul
Tirşin Kayaüstü Resimleri
Konuşmacı: Ersin Alok
Tarih: 8 Mayıs 2008, Perşembe
Saat: 19:00
Yer: Arkeopera, Yeni Çarşı C. Petek Han No: 16/A 34433 Galatasaray, İstanbul
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








