Yedi Uyurlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yedi Uyurlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Efes'teki Yedi Uyurlar Mezarlığı

Alman Arkeoloji Enstitüsü Kolokyumu
Das Siebenschläfer-Zömeterium in Ephesos. Neue Forschungen zu einer ungewöhnlichen Nekropole
Efes'teki Yedi Uyurlar Mezarlığı. Sıradışı bir mezarlıkta yeni araştırmalar.

Konuşmacı:   Dr. Norbert Zimmermann (Wien)
Tarih: 11 Nisan 2011, Pazartesi
Saat: 1630


Yer: Alman Arkeoloji Enstitüsü, Gümüşsuyu, İstanbul

*Fotoğraf: Efes Antik Kenti ©Berkay Dinçer

Yedi Uyurlar: Ashab-ı Kehf Mağara Kültü ve Anadolu’da Ortaçağ Sınırları

Berkay Dinçer
Yedi Uyurlar: Ashab-ı Kehf Mağara Kültü  ve Anadolu’da Ortaçağ Sınırları
[İçindekiler]




Bu yazıyı kaynak göstermek için:
Dinçer, B.,
2010 "Yedi Uyurlar: Ashab-ı Kehf Mağara Kültü ve Anadolu’da Ortaçağ Sınırları", PALEOBERKAY ARKEOLOJİ SİTESİ, 07.10.2010.

Bu yazıyı PDF olarak görüntüleyin ve/veya indirin.

Yedi Uyurlar - Giriş

1. Giriş

Hıristiyanlık'taki Efes'in Yedi Uyurları efsanesi ile İslâm'ın Ashab-ı Kehf efsanesinin ortak özelliği, ikisinin de ölümden sonra insanların tekrar diriltilebileceğiyle ilgili birer hikâye olmalarıdır. Hıristiyanlık'ta bu hikâyenin ortaya çıkışı, insanların ölümden sonraki yaşama inanmamaya başladıkları bir döneme denk gelir ve hikâye insanların inançlarının kuvvetlendirilmesi için kullanılır (ERSÖZ 1991: 467). İslâm ise, aynı hikâyeyi başka bir amaçla kullanır. İslâm yeni yerleşmeye çalıştığı bir coğrafyada, Anadolu'da bu efsaneyle ilişkili mağaraları kendisine sahiplenecek alanlar olarak belirler. Hıristiyanlık'takiyle neredeyse tamamıyla aynı olan hikâyede, İslâm, ayrıntılara pek fazla önem vermez. Kur'an için, hikâyenin asıl vurucu kısmı, ölümden sonra bir yaşamın olacağı ve tanrının bunu gerçekleştirmeye muktedir olduğudur. Zaman içinde, hikâyenin müslümanlar için taşıdığı anlam değişir. Bu hikâyede geçen yerler, önce Araplar'ın Bizans'a karşı batı sınırında bir sabit nokta, daha sonra da Selçuklular'ın Araplara'a karşı doğu sınırında bir başka sabit nokta olarak önem kazanır.

Yedi Uyurlar Efsanesi

2. Yedi Uyurlar Efsanesi

İnsanların uzun süre uyuduklarıyla ilgili efsaneler aşağıda detaylı olarak anlatılacaklar olan öykülerle sınırlı değildir. Dünyadaki diğer mitolojilerde, özellikle Hint kutsal kitaplarında peşlerinde bir de köpek olan yedi kişinin riyazet için krallığa ve dünyaya yüz çevirdikleri de anlatılmaktadır. Ayrıca, Hindistan'dan tek başına bir kişinin uzun süre uyuması da bilinmektedir (ERSÖZ 1991: 465).

Bu makalenin bütün bölümleri

Hıristiyanlık'ta Yedi Uyurlar Efsanesi

2.1. Hıristiyanlık'ta Yedi Uyurlar Efsanesi 

Ashab-ı Kehf, Ortaçağ boyunca İslâm ve Hıristiyanlık'ta yeniden dirilişin bir kanıtı olduğu için çok popüler olmuş bir hikâyedir. Efes'in Yedi Uyurları da bu hikâyenin Hıristiyalık'taki anlatım biçimidir (Encyclopaedia Brittanica: "Seven Sleepers of Ephesus"). Bu hikâye, Bizans İmparatoru II. Theodosius'un saltanatının 38. yılında, Efes kentine yakın bir mağarada hiç bozulmamış insan cesetlerinin bulunmasıyla ortaya çıkmıştır (ERSÖZ 1991: 465).

Hikâyeye göre, hıristiyanların Roma imparatoru Decius (MS 249-251) zamanında gördüğü eziyet döneminde, bazı anlatımlarda sekiz, pek çok diğer anlatımda ise yedi hıristiyan asker, memleketleri Efes kenti yakınlarında, daha sonradan girişi kapanan bir mağaraya saklanırlar (Encyclopaedia Brittanica: "Seven Sleepers of Ephesus"). İmparator, putlara tapınılmasını ve hıristiyanların da onlar için kurban kesmesini emredince, efsanenin bir anlatımına göre sarayda yaşamakta olan yedi genç, baskılara rağmen kurban kesmeyi reddeder. Bunlara düşünmeleri için süre verilir. İmparator şehirden ayrılınca gençler de kaçarak bir mağarada gizlenirler. Kısa bir süre sonra şehre geri dönen imparator gençleri huzuruna çağırır. Gençler bunu şehire yiyecek almak için gönderdikleri bir arkadaşlarından öğrenince derin bir uykuya dalarlar (ERSÖZ 1991: 465).

İslâm'da Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar)

2.2. İslâm'da Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar)

İslâm'ın kutsal kitabı olan Kur'ân-ı Kerîm'in 18. Sûresi, Ashab-ı Kehf ile ilgilidir. Adı, Ashab-ı Kehf'e referansla Kehf olan bu sûrede Hıristiyanlık'taki Yedi Uyurlar benzeri bir hikâye anlatılmaktadır. İslâm'daki Ashab-ı Kehf hikâyesi, Hıristiyanlık'taki Yedi Uyurlar efsanesinin karşılığıdır (PANCAROĞLU 2005: 249). Ashab-ı Kehf, "mağara arkadaşları" demektir. 110 âyetten oluşan sûrenin Mekke'de indiği, ancak sûrenin 28. âyetinin Medine'de indiği de rivayet edilmektedir. Kur'an'ın Türkçe tefsirinde 9 âyete yazılan açıklamaya göre, kehf, "dağda bulunan genişçe mağara" demektir. Aynı âyette geçen rakîm'in ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varılmamıştır. Ashab-ı Rakîm'in mağaranın bulunduğu dağ ya da vadi ya da Ashab-ı Kehf'in isimlerinin yazılı olduğu kitabe olabileceği düşünülmektedir (Kur'an, "Kehf").

Kur'an'da anlatıldığına göre, "o yiğit gençler" kavimleri Allah dışında tanrılara inandığı için bir mağaraya sığınmış ve içinde bulundukları zor durumdan kurtulmayı dilemişler ve bu dileklerinin üzerine "nice yıllar kulaklarına perde" koyulmuş. Kalktıkları zaman, kaldıkları zamanı kim (Ashab-ı Kehf ve hasımları) daha iyi hesap eder diyerek uyandırılmışlar (Kur'an: 18: 10-16).

Bir sınır, iki efsane ve sayısız mağara...

3. Bir sınır, iki efsane ve sayısız mağara...

Müslümanların Yedi Uyurlar efsanesinin geçtiği bölgeyi 7. yüzyılda Arap bölgesine yakın olan bir başka Efes'te (Afşin) konumlandırdıkları bilinmektedir (BOWKER 2000). Ashab-ı Kehf (Ashab al Kahf ya da Eshab-ı Kehf) kompleksi, bugünkü Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinin batısında bir tepededir. Burada, 13. yüzyılda Selçuklular tarafından inşa edilmiş üç bina bulunur. Bu binalar, Ashab-ı Kehf mağarasını belirler (PANCAROĞLU 2005: 249).

Eyyübi tarihçi ve devlet adamı Ibn al-Adim 1230 yılında burayı ziyaret etmiştir. Buradaki mağaradan "Bughyat al-talab fi ta'rikh Halab" kitabında iki yerde bahsetmiştir (aktaran PANCAROĞLU 2005: 249 ve dipnot 1). Bunlardan birincisi Arabsus şehri ile ilgili olan bölümdedir. Burada şehrin yakınındaki bir dağdaki mağarayı ziyaret ettiğini ve aynı Tanrı'nın kitabında yazdığı gibi bulduğunu yazmıştır. Aynı zamanda, buraya, büyük, güzel ve ferah bir binanın yapıldığından da söz etmiştir. Kitabının Afşin'deki mağaradan söz ettiği ikinci bölümü ise, tapınak ve türbelerle ilgili bölümüdür. Burada, Arabsus'taki mağarada Ashab-ı Kehf'in 300 yıl yaşadığından; mağaraya çok sayıda ziyaretçinin geldiğinden ve mağaranın alçak tavanı yüzünden içinde dik yürümenin mümkün olmadığından söz eder (aktaran PANCAROĞLU 2005: 250).

Ashab-ı Kehf Mağarası'nın Yerini Bulmayı Zorlaştıran Nedenler

3.1. Ashab-ı Kehf Mağarası'nın Yerini Bulmayı Zorlaştıran Nedenler 
Arap kaynaklarına göre Ashab-ı Kehf mağarası hakkında verilen bilgiler mağaranın tam yeri hakkında çeşitli sorunlar ortaya koymaktadır. Arap kaynaklarında, Kur'an'dakinden daha ayrıntılı anlatımlar mevcuttur. Böylelikle mağaranın yeri ve özellikleri hakkındaki görüşler de farklılaşmaktadır (PANCAROĞLU 2005: 252).

Bu görüşleri farklılaştıran en önemli kaynaklardan bir tanesi de bizzat Kur'an'ın ilgili sûresi olan Kehf sûresinin 9. âyetidir. Burada geçen Rakîm kelimesinin anlamı tam olarak anlaşılamamaktadır. Buradaki Rakîm'in, Ashab-ı Kehf ile aynı olduğu sanılması konusuna al-Masudi (ö. 956) de değinmiştir (aktaran: PANCAROĞLU 2005: 252-253). Türkçe Kur'an meâlinde de aynı konu tartışılmış ve Rakîm'in Ashab-ı Kehf'in isimlerinin yazılı olduğu kitabe olabileceği açıklanmıştır (Kur'an: 18: 9). Dolayısıyla Rakîm kelimesi de mağaranın tam yerine müslümanları yaklaştıramamaktadır.

Arap Kaynaklarında Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası

3.2. Arap Kaynaklarında Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası 

Arap kaynaklarında mağaranın yeri net olmamakla birlikte, tarih içinde mağaranın yerini tespit etme çalışmalarının en azından bir kısmı günümüze özellikle yazılı belgelerde kalmıştır. Bunlardan bir tanesi, Bizans ile Arap dünyaları arasında akışkan bir sınır olan Anadolu'ya gönderilen Muhammad bin Musa al Munajjim'dir. Abbasi halifesi al-Wathiq (842-847) tarafından Anadolu'ya gönderilen Munajjim'in, ünlü matematikçi ve astronom Abu Jafar Muhammad b. Musa al Khwarazmi (ölümü 847 sonrasında) olması olasıdır. Burada bir astronomun mağarayı aramak için gönderilmesi, Kur'an'da mağaranın güneşe göre konumunu belirten âyetle ilgili olabilir gibi görünmektedir (PANCAROĞLU 2005: 254-255).

Kaynaklarda başvurulan bir başka kişi de, Ali b. Yahya'dır. Bu da bir askeri sefer sonrasında Anadolu'da bir mağarayı ziyaret etmiştir. Halife Ebubekir zamanında (632-634) bir elçinin Constantinople (İstanbul) ziyareti sırasında Ubada b. al-Şamit de bir mağarayı ziyaret eder. Bizans'a giden elçilerin İstanbul yolunda mağarayı ziyaret ettikleri hem al-Muqaddasi, hem de Yaqut tarafından aktarılmaktadır (PANCAROĞLU 2005: 255-256).

Hangi Yedi Uyurlar Mağaraları Ziyaret Edildi?

3.3. Hangi Yedi Uyurlar Mağaraları Ziyaret Edildi? 

Arap kaynaklarındaki Ashab-ı Kehf mağarasıyla ilgili bilgilere genel olarak bakıldığında, bu mağaralar hakkındaki bilgilerle ilgili olarak akıllara bazı sorular gelmektedir. Bunların başında, anlatılanların hepsinin aynı mağaralar olup olmadıkları gelir. Ibn Khurradadhbih, al-Muqaddasi ve al-Masudi, bölgedeki herhangi bir mağaradan söz ediyor olabilirler (PANCAROĞLU 2005: 261) Anadolu, mağaralar açısından zengindir. Tüm Türkiye'de bugün için bilinen mağara sayısı 2327'dir ve bu rakama, bilgileri yayınlanmamışlar da dahil değildir (TANINDI-UYGUN 2006). Bu düşünüldüğünde, Arap kaynaklarında anlatılan Ashab-ı Kehf mağarasını bulmak imkânsızlaşmaktadır.

Arap kaynaklarında anlatılan mağaraların yer haricindeki bilgilerinde bir ortaklık söz konusudur. Mağaralara bir tepenin kenarı ya da tabanından girilir. Bu mağaraların hepsinde uzun bir tünel bulunur. Tünelin sonunda bir açıklık ya da çöküntü bulunur. Burada su vardır. Bunun çevresinde taşa kesilerek oyulmuş odalar ya da mağara mekanları bulunur. Ziyaretçinin son durağı, sütunlar ve bir kapının arkasındaki mağaradır.

Afşin'de "Resmi" Bir Ashab-ı Kehf Mağarası

4. Afşin'de "Resmi" Bir Ashab-ı Kehf Mağarası 

12. yüzyılın sonlarına doğru, günümüz Afşin'inde (Arabisos) ikinci bir mağaradan söz edilmeye başlanır. Buradaki mağara, ilgiyi içinde vücutlar olan diğer mağaradan çekerek, resmi olarak kabul edilen bir mağara haline gelir. Ibn al-Adim, 1230'da bu mağarayı ziyaret eder. Al-Harawi, 1215 yılında Anadolu'da gezerken, daha önceki mağara hala bir kült yeri olarak ilgi görmekteydi (PANCAROĞLU 2005: 266).

Buradaki mağara da, tünel gibi bir girişe sahiptir. Aynı zamanda yine bir tepenin tabanında yer alan bir girişi vardır. Al-Harawi buradaki ölüleri saymıştır ve daha önceden bildirilen 13'ten çok daha fazla sayıda olduklarını ifade etmektedir. Bunların pek çoğunda şiddet izleri bulunmaktadır. Bir kısmının türbanlı olduğunu bildirmesiyle bunları İslâm'la ilişkilendirmemize neden olur. Bölgede yaşayan Yunanlar, bu kişilerin hıristiyan olduğunu söylemektedir. Al-Harawi, bunlarda tırnak ve saç uzaması olmadığını, bunların tamamıyla ölü olduğunu ifade eder (aktaran PANCAROĞLU 2005: 267).

Hıristiyanlık ve İslâm'da Yedi Uyurlar Resimleri

5. Hıristiyanlık ve İslâm'da Yedi Uyurlar Resimleri

Yedi Uyurlar veya Ashab-ı Kehf olarak bildiğimiz hikâyenin hem Hıristiyanlık'ta, hem de İslâm'da çeşitli görsel tasfirleri bulunmaktadır. Bunların içinden ulaşabildiklerimiz, İslâm'la ilgili M. And'ın (2008) Minyatürlerle Osmanlı-İslâm Mitologyası kitabında bulunan İslâm dönemi minyatürleri ve başta Wikipedia'nın Yedi Uyurlar'la ilgili Fransızca, İngilizce ve Romence maddelerindeki Hıristiyanlık çizimleridir.

Hıristiyanlık çizimlerinin iki tanesinin nereden olduğu belirtilmiştir. Bunlardan birisi, 19. yüzyıla ait, Güney Almanya'da, Neuss'da bulunan Clemens-Sels Müzesi'nden bir resimdir. Burada, Yedi Uyurlar, sarı zemin üzerinde kahverengi ve insan yapısı gibi duran bir kapalı alan içinde, gözleri açık ve oturur bir vaziyette resmedilmişlerdir (bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Seven_sleepers.jpg).

Kaynağını bildiğimiz bir başka resim, 14. yüzyıla aittir ve "Vies de saints (Azizlerin Hayatı)" adlı eserde Richard de Montbaston ve diğerleri tarafından yazılmış bir eser kaynak olarak gösterilmiştir. Burada, Decius, Yedi Uyurları mağraya kapatırken gösterilmektedir.

Yedi Uyurlar Efsanesi: Sınırlar ve Kutsal Mağaralar

6. Sonuç: Sınırlar ve Kutsal Mağaralar

Mağaralar İslâm toplumları için her zaman için öneme sahiptir. Bunda önemli efsanelerin mağaralarda geçmesinin önemi büyüktür. Dolayısıyla, Araplar'ın akınları sırasında mağaralar onların Anadolu'yu sahiplenmesine olanak sağlamaktadır. 13. yüzyıla kadar, hep batıda, Bizans'ın yakınlarında düşünülen Ashab-ı Kehf mağarası, burada, Araplar'ın politik ve askeri hedeflerine ulaşmasında bir öge olarak kullanılıyordu. Daha sonra Anadolu'nun kontrolü Selçuklulara geçtiğinde, onlar da mağarayı, daha doğuya, belki de kendilerine Bizans'tan daha büyük bir tehdit olarak gördükleri Araplar'a doğru taşımakla, doğu sınırlarını güçlendirdiler. Bu tür bir yer değişiminin en önemli nedeni, daha önceki yazılı belgelerde, Araplar'ın mağaranın yerini net olarak belirlememiş olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Acaba Araplar, neden mağaranın yerini tam olarak belirlemediler? Bu, kesinlikle, onların Selçuklular gibi, böyle bir mağarayı resmen kabul edecek araçlardan yoksun olmalarından kaynaklanmıyor olmalı. Bunun belki bir nedeni, daha önceden bildikleri Hıristiyanlık hikâyesinin net olarak belirlediği coğrafi alanlara ulaşamamış olmaları olabilir. Mağaranın yerinin muğlak bırakılmasında elbette Kur'an'daki âyetlerin de etkisi büyüktür. Bu âyetlerde, Hıristiyanlık'ta Kutsal Kitap'a girmemiş bile olsa, daha net olarak bilinen efsanenin bazı yerleri belki de bilinçli olarak bulanıklaştırılmıştır. Ancak, tabi, mağaranın bir sınır taşı olarak kullanımının yüzyıllar öncesinden görüldüğünden dolayı böyle bir karartmanın yapılmış olduğunu söylemek mümkün değildir. Burada, arka arkaya gelen pek çok rastlantının önceden kestirilemeyen sonuçları söz konusu olmalıdır.

Cave of Seven Sleepers in Ephessos

Cave of the Seven Sleepers. 

Image taken from Wikipedia, licensed under GNU.

Ashab-i Kehf drawing

Drawing of Ashab-ı Kehf Cave in ancient Ephessus, Turkey.